Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/13792 E. 2010/4141 K. 29.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/13792
KARAR NO : 2010/4141
KARAR TARİHİ : 29.03.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı … avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R
Davacı, kendisine ait oto’nun satışı için davalılardan …’ü noterden düzenlenen süreli vekaletname ile vekil tayin ettiğini, bilahare davalı …’ün telefonla talimatı üzerine vekaletnamedeki sürenin dolması nedeniyle diğer davalı … adına satış yetkisi içerir vekaletname düzenleyerek gönderdiğini, aracın davalı … tarafından vekaleten 23.7.2003 tarihinde noterde düzenlenen satış sözleşmesi ile dava dışı … isimli şahsa 10.800 YTL bedelle satıldığını, ancak bedelin kendisine verilmediğini ileri sürerek satış bedelinin davlılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava dilekçesinin, davalı …’e yönelik tebliğin Tebligat Kanunu’nun 21.maddesine göre yapıldığı, kapıcıya haber verildiği dosya içindeki tebliğ evrakından görülmüştür. Tebligat Kanununun 21. maddesine göre, kendisine tebliğ yapılacak kimse gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden çekinirse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memuruna imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün 2009/13792-2010/4141
oldukça, en yakın komşularından birine bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. Tebligat Tüzüğünün 28. maddesinin 1.fıkrası uyarınca da tebliğ memurunun muhatabın adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel olan komşu, kapıcı gibi kimselerden veya o yerin muhtar veya ihtiyar kurulu üyelerinden veyahut zabıta amir veya memurlarından soruşturarak vaki olacak beyanı tebliğ mazbatasına yazıp altını imzalatması gerekir. Bu yön özellikle Tebligat Kanununun 23. ve Tüzüğün 33. maddeleri hükmünde de ayrıca vurgulanmıştır. Dava dilekçesinin tebliğini içeren tebligat evrakında, haber bırakılan kapıcının imzası alınmadığı gibi, muhatabın bulunmama sebebinin de araştırılmadığı, tebligatın geçersiz olduğu anlaşılmaktadır. Davada taraf teşkilinin sağlanması için dava dilekçesinin davalıya yasaya uygun tebliği zorunludur. Savunma hakkı Anayasanın 36. maddesinde güvence altına alındığı gibi, HUMK.’nun 73. maddesi hükmüne göre de, mahkeme dava dilekçesine karşı savunmasını bildirmek üzere davalıyı kanunun gösterdiği şekle uygun olarak davet etmedikçe hükmünü veremez. Başka bir anlatımla, davalıya savunma hakkını kullanma olanağı verilmeden hüküm kurulamaz. Öyle olunca, dava dilekçesi davalıya usulüne uygun tebliğ edilmeden yokluğunda yargılama yapılarak savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle işin esası incelenip yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı … yararına BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenle davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 29.3.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.