YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/617
KARAR NO : 2010/3034
KARAR TARİHİ : 11.03.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, kendisine ait 3 nolu parsel ile davalıya ait 2 nolu parselin birleştirilerek bina yapılması için dava dışı müteahhitle kat karşılığı inşaat sözleşmesinin yapıldığını, 3. Kat dairelerin tamanının davalıya 4. Kat dairelirin tamamının kendisine ve 5. Kat bir dairenin de müştereken paylaşılması konusunda anlaştıklarını, ancak müteaahhidin inşaatı kaba halinde bırakıp gittiğini, yarım kalan inşaatı kendi imkanları ile tamamladığını, davalının ise hiç bir katkısı olmadığı halde müteahhide kalan daireleri 3. Şahıslara sattığını ancak kendiine düşen hisseyi ödemediğini ileri sürerek, şimdilik 5.100 YTL.nin faizi ile ödetilmesini istemiştir.
Davalı, aynı mahiyetteki davanın derdest olduğunu ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davalı … eldeki davanın davacısı … aleyhinde açtığı dava ile aynı sözleşmeye dayanarak, kaba inşaat aşamasında yüklenicinin iflas ettiğini, sözleşme gereğince yükleniciye kalacak olan dairelerin yarısının kendisine yarısının da davalıya ait olacağının kararlaştırıldığını ancak davalı …’ın sözleşmede yükleneciye ait olacağı belirtilen ve kendi tapusu içinde kalan daireleri satmak suretiyle eksek işleri tamamlamayı taahhüt ettiğini, ancak davalı …’ın eksiklikleri tamamlamadan daireleri satıp bedellerini kendisinin aldığını ileri sürerek, kendisinin hissesine düşen satış bedelinin 1/2 tutarı 7.710 YTL.nin ödetilmesini istediği ve halen … 11. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009/413 esas sayılı dosyası ile derdest olduğu dosya kapsamı ile anlaşılmaktadır.
HUMK’nun 45. maddesi “aynı mahkemede yürütülmekte olan davalar aralarında bağlantı bulunması halinde, davanın her safhasında istek üzerine veya kendiliğinden mahkemece birleştirilebilir” hükmünü içermekte olup, aynı maddenin 3. fıkrasında, “ davaların aynı sebepten doğması veya biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması halinde bağlantı var sayılır” hükmü bulunmaktadır. Eldeki davada davacı ile davalı tarafından açılan davadaki davalı taleplerinin aynı sözleşmeye ilişkin olarak hisselerine düşen bedelin ödetilmesi isteği olduğu anlaşılmaktadır. O halde, eldeki davanın konusunu oluşturan alacağın 2009/413 esas sayılı dosyadaki alacakla aynı olduğu, iki dava arasında hukuki ve fiili irtibatın bulunduğu ve bir dosyada verilecek hükmün diğerini etkileyebilecek nitelikte olduğunun kabulü zorunludur. Bu itibarla az yukarıda anılan dava ile eldeki davanın birleştirilerek yargılamanın sürdürülmesi gereklidir. Mahkemece, her iki dava dosyasının birleştirilerek yargılamanın devam ettirilmesi ve hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bent uyarınca davalının diğer itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 945.00 TL temyiz harcının istek halinde iadesine, 11.3.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.