Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/13501 E. 2013/14533 K. 17.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/13501
KARAR NO : 2013/14533
KARAR TARİHİ : 17.06.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili; Müvekkilinin davalıya ait işyerinde kadife dokuma işçisi olarak çalıştığını, 09.01.2012 tarihinden iş sözleşmesinin feshedildiği 20.09.2012 tarihine kadar sabah 07.30’dan akşam 19.30 saatine kadar iki vardiya haftanın 6 günü, net 1.200,00 TL ve 3 ayda bir 550,00 TL ikramiye ücreti ile davalı şirketin sağladığı servis ve yemek yardımından faydalanarak çalıştığını, müvekkilinin fazladan çalıştığı mesailer için fazla mesai ücreti almadığını, müvekkilinin, davalı ait işyerinde çalışmakta iken davalı işyerince müvekkilinin iş sözleşmesinin geçersiz bir şekilde feshedildiğini, gerçekleştirilen fesih işleminin hukuka aykırı olduğunu ve fesih için geçerli bir sebep bulunmadığını düşündüklerini, …feshin haksız ve geçersiz olduğunun tespiti ile müvekkilinin işe iadesine karar verilmesini” talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; Davacının müvekkil şirkette dokuma işçisi olarak 09.01.2012 tarihinde işe başladığını ve sözleşmesinin 23.09.0212 tarihinde sürekli olarak hatalı üretime sebebiyet vermesi, verimli olmaması yetersizliği ve dikkatsiz davranışları sebebiyle feshedildiğini, davacının, dikkatsiz davranışları ve işine gerekli özeni göstermemesinden kaynaklı olarak defalarca hatalı üretim gerçekleştirdiğini, bu hususlar tutulan tutanaklar ile belirlendiğini, davacının önce sözlü olarak uyarıldığını ardından kendisine yazılı ihtar verildiğini davacının davranışlarında ve performansında olumlu yönde herhangi bir gelişme olmadığındın iş akdinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. maddesine göre sonlandırıldığını, haksız ve mesnetsiz davanın ve davacının tüm taleplerinin reddine karar verilmesini” talep etmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı Kanun’un 18. ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun’un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 2. fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Somut olayda, davacının davalıya ait işyerinde kadife dokuma işçisi olarak çalıştığı, davacı hakkında çalışmış olduğu 8 ay 11 günlük süre içerisinde hatalı dokuma nedeniyle düzenlenen 11 tane Tutanak bulunduğu, davacının davalı şirkette sürekli verimsizlik yaptığı ve hatalı üretim yapması ve kendisine defalarca hatalı üretim nedeni ile ihtar verilmesine rağmen aynı hataları yapmaya devam etmesi sebebi ile davalı tarafından İŞ Kanunun 18. vd. maddeleri gereğince geçerli nedenle iş akdinin feshedildiği anlaşılmakta olup, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 50,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.320,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 17.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.