Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/10626 E. 2010/12615 K. 11.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10626
KARAR NO : 2010/12615
KARAR TARİHİ : 11.11.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 25.09.2009 gününde verilen dilekçe ile intifa hakkına konu taşınmaza elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 25.03.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, intifa hakkına dayalı olarak elatmanın önlenmesi istemiyle açılmıştır.
Davalı savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, dava kabul edilmiştir.
Davalı hükmü, kendisine usulüne uygun tebligat yapılmadığı ve davadan haberdar olmadığı gerekçeleriyle temyiz etmiştir.
Bilindiği üzere yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırabilmesi, öncelikle tarafların yargılama gününden haberdar edilmesi ile mümkündür. Kişinin, hangi yargı merciinde duruşmasının bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilebilmesi, kendisine usulüne uygun olarak tebligat yapılması ile sağlanabilir. HUMK’nun 73. maddesinde vurgulanan temel kurala göre, mahkeme tarafları dinlemeden onları iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez. Bu bakımdan davetin ve bunun yazılı şeklinin (davetiyenin) davadaki önemi büyüktür. Asıl olan tarafların huzurunda yargılamanın yürütülmesi olmakla birlikte hukuk mahkemelerinde taraflar yargılamaya katılmasalar bile mutlaka duruşmadan haberdar edilmelidirler.
Somut olayda; davalıya çıkartılan duruşma gün ve saatini bildirir tebligat davalının Bitlis ilinde ikamet ettiği gerekçesiyle mahkemeye iade edilmiştir. Bu husus gözardı edilerek davada usulüne uygun taraf teşkili sağlanmadan ve davalının Anayasanın 36. maddesinde güvence altına alınan savunma hakkı da kısıtlanarak işin esasına girilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 11.11.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.