YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7352
KARAR NO : 2012/1818
KARAR TARİHİ : 16.02.2012
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde Eylül 2002-Haziran 2006 yılları arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava, davacının davalı işverene ait işyerinde Eylül 2002-Haziran 2006 tarihleri arasında çalıştığının tesbiti ile işçilik alacaklarının davalı işverenden tahsili istemine ilişkin olup husumet SGK Başkanlığı ile AKP … İl Başkanlığı ile AKP Genel Başkanlığı’na yöneltilmiştir.
Mahkemece, davanın davacıyı işe alanlara karşı açılması gerektirdiğinden AKP İl Başkanlığı ve AKP Genel Başkanlığı aleyhine açılan davanın Husumetten reddine SGK yönünden davanın tefrikine ayrı esasa kaydedilmesine karar verilmiştir.
Görülmekte olan bir davada, davanın taraflarından birinin taraf ehliyetine sahip olup olmadığı dava şartı olup mahkemece kendiliğinden (re’sen) gözetilir.
Siyasi partilerin belde, ilçe ve il teşkilatlarının parti tüzelkişiliğinden ayrı ve bağımsız bir tüzelkişilikleri yoktur. 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun 15/3.maddesine göre partiyi temsil yetkisi genel başkana aittir. Kanunlardaki özel hükümler saklı kalmak kaydı ile parti adına dava açma ve davada husumet yetkisi, genel başkana veya ona izafeten bu yetkileri kullanmak üzere parti tüzüğünün göstereceği parti mercilerine aittir.
Öte yandan davanın hasımda değil, hasmın temsilcisinde yanılma sonucu açılması halinde davanın husumetten reddedilmeyip, gerçek temsilciye yöneltilmesi gerektiği Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir.
Yapılacak iş; davacıya davasını yöntemince doğru hasım olan SGK ve AKP Genel Başkanlığı’na yönelttiği nazara alınarak sunulacak delil ve belgeleri de gözönünde bulundurarak dosya kapsamına göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının öteki itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 16/02/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.