Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/14366 E. 2012/12117 K. 25.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14366
KARAR NO : 2012/12117
KARAR TARİHİ : 25.06.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 27/11/2007 tarihinden itibaren ödenmeyen maaşlarının yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

Dava; 01.12.2005 tarihinden itibaren malulen emekli edilerek maaş bağlanan, ancak daha sonraki bir rapor gerekçe gösterilerek malulen emeklilik şartlarını kaybettiği bildirilerek emekliliği iptal edilen ve almış olduğu maaşların aidesi istenen davacının, 27.11.2005 tarihinden sonra ve devamında malulen emeklilik şartlarına sahip olduğunun, 15.078,00 TL yersiz ödeme nedeniyle borcu olmadığının tespiti ve 27.11.2007 tarihinden itibaren ödenmeyen aylıkların yasal faizi ile birlikte ödenmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece; davanın kabulü ile davacının, 27.11.2005 tarihinden sonra ve devamında malulen emeklilik şartlarına sahip olduğunun, bu tarihi takip eden aybaşı olan 01.12.2005 tarihinden itibaren malulen emekli olduğunun ve davacının yersiz ödemeden dolayı 15.078,00 TL borçlu olmadığının tespiti ile 27.11.2007 tarihinden itibaren ödenmeyen malulen emeklilik maaşlarının ilgili oldukları aydan itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 1998 yılında trafik kazası geçirdiği, … Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin 20.02.2002 tarihli raporu ile davacının sağ kalça ve sağ ayak bileğindeki rahatsızlıklardan dolayı desteksiz yürüyemediğinin bildirildiği, … Devlet Hastanesi’nin 07.10.2004 tarihli raporu ile davacının çalışma gücü kaybının % 55 olduğu ve ayakta durmayı, ağır bedeni faaliyetleri gerektirmeyecek işlerde çalışabileceğinin bildirildiği, … Devlet Hastanesi’nin 21.10.2005 tarihli raporu ile de davacının sağ ve sol kalçasında rahatsızlıklar olduğunun bildirildiği, davalı Kurum tarafından düzenlenen 01.02.2006 tarihli Sağlık Kurulu Raporu ‘nda ise önceki raporlar esas alınarak davacının 2/3 oranında işgücünü kaybettiğinin, Ekim 2007 tarihinde tekrar muayenesinin yapılması gerektiğinin ve 2 yıl sonra muayenesinin uygun olduğunun bildirildiği anlaşılmaktadır. Sağlık Kurulu’nun 01.02.2006 tarihli raporuna istinaden 28.08.2007 tarihinde davacının … Devlet Hastanesi’nde muayenesi yapıldığı ve davacının durumunun Kurumca değerlendirilmesi gerektiğinin bildirildiği, yargılama sırasında mahkemece Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu’ndan rapor aldırıldığı ve Kurulun 17.07.2009 tarihli raporunda davacının Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü’ne göre çalışma gücünün 2/3’ünü kaybetmediğinin bildirildiği, yine mahkemece aldırılan Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu’nun 05.03.2010 tarihli raporunda ise davacının geçirdiği trafik kazası sonucu meydana gelen multipl kemik kırıklarına bağlı bilateral kalça protezi ve her iki disde hareket kısıtlılıkları arızasının tüzüğe göre E cetveline göre % 88 oranında maluliyete sebep olduğunun ve maluliyetin sürekli olduğunun, tedavinin devam ettiğinin, iyileşme süresinin 1998 tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceğinin ve bu süre zarfında %100 malül sayılması gerektiğinin bildirildiği anlaşılmaktadır.
1479 sayılı Yasa’nın 28.maddesine göre çalışma gücünün en az üçte ikisini yitirdiği tespit edilen sigortalı malul sayılır. Yasa’nın 28.maddesine göre, malullük aylığından yararlanabilmek için; bu Kanun’un 28 inci maddesine göre malul sayılmak, en az beş tam yıl sigorta primi ödemiş olmak, yazılı istekte bulunmak ve istek tarihi itibariyle prim ve her türlü borçlarını ödemiş olmak şarttır.Yasa’nın 56.maddesine göre malullük halinin tespitine dair Kurum kararlarına itirazlar, Sosyal Sigortalar Kurumu Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır. Yüksek Sağlık Kurulunca verilen kararlara itiraz halinde ise Adli Tıp 3.İhtisas Kurulundan rapor alınmalıdır.
Yüksek Sağlık Kurulu ile Adli Tıp 3.İhtisas Kurulu raporları arasında çelişki bulunduğu takdirde Adli Tıp Genel Kurulundan, davacının malullük halinin tespitine dair karar alınarak sonuca gidilmedilir.
Somut olayda; Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu’nun 17.07.2009 tarihli raporunda, davacının Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü’ne göre çalışma gücünün 2/3’ünü kaybetmediğinin bildirildiği, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu’nun 05.03.2010 tarihli raporunda ise davacının geçirdiği trafik kazası sonucu meydana gelen multipl kemik kırıklarına bağlı bilateral kalça protezi ve her iki disde hareket kısıtlılıkları arızasının tüzüğe göre E cetveline göre % 88 oranında maluliyete sebep olduğunun ve maluliyetin sürekli olduğunun, tedavinin devam ettiğinin, iyileşme süresinin 1998 tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceğinin ve bu süre zarfında %100 malül sayılması gerektiğinin bildirildiği anlaşılmakla, mahkemece Yüksek Sağlık Kurulu ile Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu raporları arasındaki çelişki giderilmeden, Adli Tıp 3.İhtisas Kurulu raporu doğrultusunda davacının çalışma gücünün 2/3’ünü kaybettiği kabul edilerek 01.12.2005 tarihinden itibaren malullük aylığı almaya hak kazandığının tespitine karar verilmesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmektedir.
Yapılacak iş; Adli Tıp Genel Kurulu’ndan davacının çalışma gücünün 2/3’ünü kaybedip kaybetmediği hususunda rapor alınarak raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesinden ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 25/06/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.