YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12993
KARAR NO : 2010/3652
KARAR TARİHİ : 22.03.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalı ile aralarında imzaladıkları mal alımı tip sözleşme gereğince davalıya tıbbi malzeme verdiğini, ancak bedelinin ödenmediğini, bedelin tahsili için yapılan takibe de itiraz edildiğini belirterek davalı tarafça takibe yapılan itirazın iptali, takibin devamı ile inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, sözleşme gereğince tıbbi malzemenin alındığını ve takip miktarı kadar borçlu olduklarını, ancak, sözleşmeye göre ödemenin saymanlıkça nakit durumuna göre yapılacağını, bu nedenle vadesi gelmiş bir borç bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Taraflar arasında akdedilen tarihsiz tip sözleşme gereğince davacı, davalı kuruma tıbbi malzeme vermiş, 6.9.2007 tarihli fatura bedeli ödenmeyince 19.12.2007 tarihinde icra takibi başlatmış, takibe itiraz üzerine eldeki davayı açmıştır. Taraflarca imzalanan tıbbi malzeme alımına ilişkin tip sözleşmenin “ödeme yeri ve şartlarını” düzenleyen 13.maddesine göre, yapılacak her türlü ödemenin döner sermaye saymanlığınca nakit durumuna göre sözleşmede belirtilen zaman ve şekilde yapılacağı, 13.2 maddesine göre de, ödemenin evrak tanziminden sonra nakit durumuna göre yapılacağı hükmünü içerdiği anlaşılmaktadır. Sözleşme uyarınca, davalı tarafa tek taraflı olarak mali durumunun imkan verdiği ölçüde ödeme serbestisi verilmiştir. Yürürlükte bulunan hukuk sistemimizde akit serbestisi prensibi kabul edilmiş olup taraflar kanuna, ahlak ve adaba, kamu intizamına, şahsiyet haklarına aykırı olmamak şartıyla aralarında her konuda serbestçe sözleşme yapabilirler.(B.K.19-20md.)
Davalı, sözleşme hükümleri doğrultusunda mali durumun elverdiği ölçüde ödemenin yapılacağını belirtmiş ve takip aşamasında da ödemeyi gerçekleştirmiştir. Bu durumda, sözleşmedeki hüküm karşısında icra-inkar tazminatının şartları somut olayda oluşmamıştır. Hal böyle olunca, icra-inkar tazminatı yönünden talebin reddine karar verilmesi gerekirken aksine düşünce ile yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, usulün 436/2.maddesi gereğince hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca mahkeme kararının hüküm bölümünün altı(6)no.lu bendindeki (Asıl alacak miktarı üzerinden %40’ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine) sözlerinin hükümden çıkarılmasına, yerine aynen (şartları oluşmayan icra-inkar tazminatı talebinin reddine) sözlerinin yazılmasına, hükmün değiştirilmiş ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 22.3.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.