YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9415
KARAR NO : 2010/18038
KARAR TARİHİ : 24.12.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, hamile olduğu şüphesiyle 29.6.2006 tarihinde davalı şirkete ait hastanede muayene olduğunu, diğer davalı doktor … tarafından muayene edilerek ultrason sonucu hamile olduğunun, ancak myom uteri bulunması nedeniyle bebeğin alınması gerektiğini ve fetusun transvajinal usg ile değerlendirilmesi önerilmesine karşın, bu tetkik yapılmadan hastaneye yatırılarak kürtaj yapıldığını, kürtajdan sonra myom uterinin alınması için ileriki günlerde tekrar başvurması için tavsiyelerde bulunulduğunu, çeşitli … kuruluşlarına kendisinin başvurarak yapılan kontrol neticesinde myom uterinin olmadığı gibi kürtaj esnasında rahminde parçalar bırakıldığını, yanlış tanı ve tedavi nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek 1.000 TL maddi ve 20.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalılar, Doktor … tarafından muayene edilen davacının rahminde myom olduğu ve fetusun kalp atışının alınamaması nedeniyle bunun tespiti için ultrason ile tetkik yapılmasının önerildiği ve sonuçta Radyololji uzmanı tarafından 37×27 cm boyutlarında myometrium ve izoekojen endometrial kaviyeti yaylandıran myom nüvesi tespit edildiğini, bu nedenle yapılan işlemlerde bir hata olmadığını savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece adli tıp raporuna dayanılarak davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki; Davanın temeli, vekalet sözleşmesine dayanmaktadır. Vekil … görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden değil de bu sonuca ulaşmak için yaptığı uğraşların özenle görülmemesinden sorumludur.Vekilin sorumluluğu, genel olarak işçinin sorumluluğuna ilişkin kurallara bağlıdır.(BK. 390/11) vekil, işçi gibi özenle davranmak zorunda olup,hafif kusurundan bile sorumludur.(BK.321/1) O nedenle doktorun meslek alanı içinde olan bütün kusurları (hafif de olsa) sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Doktor, hastanın zarar görmemesi için yalnız mesleki değil,genel hayat tecrübelerine göre herkese yüklenebilecek dikkat ve özeni göstermek,tıbbi çalışmalarda bulunurken bazı mesleki şartları yerine getirmek,hastanın durumuna değervermek, tıp
2010/9415-18038
biliminin kurallarını gözetip uygulamak, tedaviyi her türlü bir tereddüt gösteren durumlarda bu tereddüdü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve koruyucu tedbirler almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında seçim yaparken hastanın özelliklerini göz önünde tutmalı onu gereksiz risk altına sokmamalı, en emin yolu tercih etmelidir. Müvekkil durumundaki hasta, doktor olan vekilden, titiz, dikkatli ve özenli davranılmasını beklemekte haklıdır. Özen göstermeyen bir vekil BK.394/1 uyarınca vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır.
Somut olayda ise, Davacı 29.6.2006 tarihinde hamile olduğu şüphesiyle başvurduğu davalı şirkete ait hastanede diğer davalı doktor tarafından muayene olduğunu, ultrason neticesi hamil olduğunun anlaşıldığını, ancak myom teşhisi nedeniyle hastanın ve ceninin hayati tehlikesinin bulunduğunu ve kürtaj önerildiğini, 30.6.2006 tarihinde fetusun transvaginal USG önerilmesine rağmen, bu tetkik alınmadan kürtaj yapıldığını, ayrıca ileriki günlerde myom uterisinin alınmasının da önerildiğini, çeşitli … kuruluşlarına başvurulduğunda yapılan işlemin hatalı olduğunun anlaşıldığını ve myom uterinin olmadığı gibi fetusun canlı olduğunu ve ayrıca rahimde parçalar bırakıldığını, yanlış teşhis ve tedavi nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Mahkemece Adlı Tıp Raporu nazara alınarak hüküm kurulmuştur. Ne var ki, Adli Tıp Raporu hüküm kurmaya elverişli değildir. Zira, Adli Tıp raporu 4 sahifeden ibaret olup, olayı aktarmakta ve sonuçta uygulanan teşhis ve tedavinin doğru olduğunu açıklamakla birlikte Davacının iddiaları üzerinde durulmamış, Davacıya uygulanan teşhis ve tedavinin tıp kurallarına uygun olup olmadığı tartışılmamış ve bu yönde bir değerlendirme yapılmamıştır. Oysa, Davalı yanın az yukarıda açıklanan özen yükümlülüğü içerisinde teşhis ve tedavinin doğru yapılması gerekmekte olup, en ufak bir tereddüt halinde dahi bu tereddütünü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak zorunda olup, tedaviyi gerçekleştirirken de hastaya en uygun tedaviyi uygulaması gerekmektedir. Davacıya …laboratuarı, … Üniversitesi ve Maremar Tıp merkezinde muhtelif tetkik ve tedaviler uygulanmasına karşın, bu belgeler üzerinde de yeterince durulmamıştır. Öyle olunca Mahkemece Davacının Davalı hastanede yapılan teşhis ve tedavinin tıp kurallarına uygun olup olmadığı ve diğer … kuruluşlarındaki tetkik ve tedaviler üzerinde durulup irdelenmeli, bu amaçla Üniversitelerin ilgili bilim dallarından seçilecek, aralarında jinekoloji ve radyoloji uzmanlarından oluşacak akademik kariyere sahip bilirkişi heyetinden rapor alınmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ, Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 17.15 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 24.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.