YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3588
KARAR NO : 2012/12023
KARAR TARİHİ : 25.06.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu malüliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere ve temyiz nedenlerine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, 8.2.2005 tarihinde geçirdiği iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece,maddi tazminat davasının kabulüne,manevi tazminat davasının ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve kayıtlardan;meydana gelen zararlandırıcı olayın SGK Başkanlığınca iş kazası olarak kabul edildiği,kaza neticesinde sigortalının %10.20 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayıp kazanın oluşumunda %80 işveren %20 oranında kazalı sigortalı kusurunun bulunduğu,maddi zararın tespiti noktasında alınan 14.9.2010 tarihli raporda hesaplamanın asgari ücretin 1.36 katı üzerinden yapıldığı,sigortalının son ay ücretine yol ve fazla mesai eklenmek suretiyle ücrete dair bu oranın bulunduğu anlaşılırken davacı vekilinin itirazı üzerine alınan 20.10.2010 tarihli ek hesap raporda maddi zararın bu kez davacının kaza sonrasında ve halihazırda çalıştığı karayollarındaki işinde aldığı ücreti dikkate alınarak asgari ücretin 2.16 katı üzerinden hesaplama yapıldığı ve hükme esas raporun 20.10.2010 tarihli bu ek rapor olduğu anlaşılmıştır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile sigortalı yakınlarına verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları,tarafların sosyal ve ekonomik durumları,paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu,olayın ağırlığı,davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez ve yine 22.06.1966 gün 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde de açıklandığı üzere zarar görenin müterafik kusurunun varlığı halinde bu durumun manevi tazminatın takdirinde göz önünde bulundurulması gerekir.
Ayrıca zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalının, maddi zararının hesabında, işçinin zararlandırıcı olayın meydana geldiği tarihdeki işyerinde olan gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı işyeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret göz önünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Buna göre somut olayda;dava tarihine ,tarafların kusur durumuna ve özellikle davacının sürekli iş göremezlik oranına göre hükmedilen manevi tazminat miktarı fazla olduğu gibi yukarıdaki açıklamalar kapsamında sigortalının kaza tarihinde çalıştığı işyerenideki gerçek ücretinin yöntemince araştırılıp ortaya çıkartılmadan ve daha da önemlisi kaza tarihinde çalıştığı işyerindeki ücreti yerine hatalı değerlendirme ile sonrasında çalıştığı bir başka işyerindeki ücretinin esas alınarak yapılan hesap raporuna itibar edilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Yapılacak iş;davacının durumuna uygun olarak yeniden bir manevi tazminat takdiri ile yine davacının kaza tarihinde davalıya ait işyerinde yaptığı işi, yaşı, kıdemi belirtilmek suretiyle ilgili meslek odasından emsal işçinin alabileceği günlük veya aylık net ücreti sormak ve tüm deliller bir arada değerlendirilerek davacının davalı işyerindeki gerçek ücretini tespit edip yukarıdaki ilkeler gözetilerek davacının maddi zararını bilirkişiye yeniden hesaplattırmaktır.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 25/06/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.