YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12191
KARAR NO : 2010/2721
KARAR TARİHİ : 08.03.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine hakkındaki davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalı tarafından aleyhine üç adet bonodan ötürü icra takibi yapıldığını, takipten önce yapılan ihtiyati haciz aşamasında, haciz ve muhafaza tehdidi altında borcu kabul etmek zorunda kaldığını, o anda takibe konu bonoları inceleme imkanı olmadığını ancak daha sonra bonolardaki imzanın kedisine ait olmadığının anlaşıldığını, davalı tarafça İcra Tetkik Mercii’nde bu hususun ikrar edildiğini, böylece takiplerin iptal edildiğini, fakat davalı tarafından daha sonra ihtiyati haciz sırasında zapta geçen borcu kabul beyanına dayanılarak aleyhine ilamsız takip yapıldığını, bu beyanının geçersiz olup, takibe ve hacze dayanak yapılan bonoların da geçersizliğinin tespit edildiğini, kaldı ki bir kısım ödemeleri bulunduğunu belirterek ilamsız takipten ötürü borçlu olmadığının tespitine, aksi durumda takipten önce yapmış olduğu ödemelerin mahsubuna karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının işlettiği lokantaya mal verdiğini, söz konusu senetlerin de davacının orada olmaması nedeniyle dava dışı ortağı Müslüm tarafından imza edildiğini, ihtiyati haciz aşamasında davacı tarafından borcun kabul edildiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının yapmış olduğu ödemeler davalı alacağından mahsup edilmekle davanın kısmen kabulü ile, davacının 7.740 TL borçlu olduğunu tespitine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Davacı, davalı tarafından ihtiyati haciz aşamasında haciz tehdidi altında vermiş olduğu borç ikrarına ilişkin beyanı esas alınarak yapılmış olan ilamsız takipten ötürü borçlu olmadığının tespitine ilişkin eldeki davayı açmıştır. Davalı, davacıya işletmiş olduğu lokantaya et verdiğini, bonoya dayanılarak yapılan ihtiyati haciz aşamasında da davacı tarafından bu hususun ikrar edildiğini savunmuştur. Menfi tespit davasında ispat yükü kural olarak alacaklı davalıdadır. Davalının icra takibine esas aldığı bonolardaki imzanın davacının eli ürünü olmadığı hususunda uyuşmazlık yoktur. Davalı, alacağın varlığına ilişkin ihtiyati haciz aşamasında davacının haciz zaptına geçen ikrarına dayanmıştır. İcra tehdidi ve baskısı altında yapılan bu ikrar hukuki sonuç doğurmaz. Davalı ibraz ettiği delillerle alacağını kanıtlayamamıştır. Bu nedenle davanın tamamen kabulüne karar verilmesi gerekirken, aksine düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2-Bozma nedenine göre davalının temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenle davalının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 8.3.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.