Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/3809 E. 2010/11229 K. 13.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3809
KARAR NO : 2010/11229
KARAR TARİHİ : 13.09.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı,davaya konu 6.kat 32 nolu daireyi 08.07.2005 tarihinde kaba inşaat olarak satın aldığını,tapu devri öncesinde davalı ile 18.04.2005 tarihli bir sözleşme imzalandığını,sözleşmede dairenin özelliklerinin belirtilerek ve örnek daireye uygun olarak 31.12.2005 tarihinde teslim edileceğinin kararlaştırıldığını,kendisine satış sırasında sunulan broşürde vaat edilen çevre düzenlemesinin ve tesislerin yapılmadığını,bu durumun 2006/737 d…. sayılı tespit raporu ile tespit edildiğini,davalıya 16.02.2007 tarihinde eksik imalatların yapılması için ihtarname gönderdiğini,cevap verilmediğini bu nedenlerle;Dairenin sözleşmeye göre teslim edilmemesi ve halen oturulabilir durumda olmaması nedeniyle gecikilen her ay için 500 TL olmak üzere mayıs 2007 tarihine kadar olan 8.000 TL, dairede ve ortak alanlarda yapılmayan eksik … bedeli olarak 6.000 TL, kendisine teslim edilmeyen daireye ödemek zorunda kaldığı aidat bedeli olarak 150 TL, dairenin bu koşullarda satılması halinde meydana gelecek değer kaybı karşılığı 1.000 TL olmak üzere toplam 15.150 TL’nin ihtarnamenin davalıya tebliğ tarihi olan 19.02.2007 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
12.06.2008 tarihli ıslah dilekçesiyle talep miktarlarını artırmıştır.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde
2010/3809-11229
yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek yada tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır. Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir.
4077 sayılı yasanın 23. maddesi bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Somut olay değerlendirildiğinde davacı tüketici ile davalı satıcı arasında konut satımından kaynaklanın bir uyuşmazlık bulunduğu,taraflar arasında konut satışına ilişkin olarak her ne kadar adi yazılı şekilde satış sözleşmesi yapılmış ise de davaya konu taşınmazın tapuda devir işleminin davacı adına yapılması nedeniyle konut satışına ilişkin sözleşmenin geçerli olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevlidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkemece ayrı bir tüketici mahkemesi var ise görevsizlik kararı verilmesi yok ise ara kararıyla tüketici mahkemesi sıfatıyla karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır.
2-Bozma nedenine göre tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ : Birinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenlerle tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına peşin alınan temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, 13.9.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.