Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/10642 E. 2013/11496 K. 20.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10642
KARAR NO : 2013/11496
KARAR TARİHİ : 20.05.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili davacının iş sözleşmesinin geçerli veya haklı bir sebep olmaksızın feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesi ile davalı işverenin işe başlatmama durumuna ilişkin alacaklarının belirlenmesini talep etmiştir.
Davalı vekili davacının iş sözleşmesinin işyerine devamsızlığı sebebi ile haklı sebeple feshedildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; toplanan kanıtlar neticesinde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran iş yerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun’un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 2. fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
İşçinin davranışlarına dayanan fesih, her şeyden önce, iş sözleşmesinin işçi tarafından ihlal edilmesini şart koşmaktadır. Bu itibarla, önce işçiye somut olarak hangi sözleşmesen yükümlülüğün yüklendiğinin belirlenmesi, daha sonra işçinin, hangi davranışı ile somut sözleşme yükümlülüğünü ihlal ettiğinin eksiksiz olarak tespit edilmesi gerekir. İşçinin yükümlülüklerinin kapsamı bireysel ve toplu iş sözleşmesi ile kanuni düzenlemelerde belirlenmiştir. İşçinin iş sözleşmesini ihlal edip etmediğinin tespitinde, sadece asli edim yükümlülükleri değil; kanundan veya dürüstlük kuralından doğan yan edim yükümlülükleri ile yan yükümlerin de dikkate alınması gerekir. Sadakat yükümü, sözleşmenin taraflarına sözleşme ilişkisinden doğan borçların ifasında, karşı tarafın şahsına, mülkiyetine ve hukuken korunan diğer varlıklarına zarar vermeme, keza sözleşme ilişkisinin kapsamı dışında sözleşme ile güdülen amacı tehlikeye sokacak özellikle karşılıklı duyulan güveni sarsacak her türlü davranıştan kaçınma yükümlülüğünü yüklemektedir.
Somut olayda, davacının davalı işyerine 31.01.2012, 01.02.2012 ve 02.02.2012 tarihlerinde işyerine gelmediğine ilişkin devamsızlık tutanakları bulunmaktadır. Davacı ise belirtilen tarihlerde hava şartları kötü olduğundan aynı işyerinde çalışan arkadaşının kullandığı tır ile işyerine geldiğini, ancak işyerine gelmeden önce yük boşalttıklarını, bu sebeple işyerine gecikmeli olarak geldiğini belirtmiştir. Ancak davacı bugünlerde hava muhalefeti sebebi ile işyerine geç geleceğine veya gelemeyeceğine ilişkin bir bildirimde bulunmamıştır. Yine davacının şahsi sicil dosyası incelendiğinde, önceki dönemlerde davacının üzerine zimmetli 34 DC 6921 plakalı çekici araçla P&G firmasına ihracat yükü almak için gitme talimatı aldığı halde itiraz ettiği, amirleri ile tartıştığı ve verilen yükleme talimatını yerine getirmeyerek işlerin aksamasına neden olduğu, 4.08.2009 tarihli tutanak ile “14.08.2009 tarihinde işyerine izinsiz olarak ve amirlerine haber vermeksizin geç geldiği, 23.10.2009, 20.11.2009 tarihlerinde hızla araç kullandığı, işyeri talimatlarına aykırı davrandığı, hız limitinin üzerine çıktığı, takometre kartını düzenli olarak işverenliğe teslim etmediği, talep edildiği halde takometre kartlarını vermediği, 22.12.2011 tarihinde amirlerinden izin almadan Avcılar gişelerde beklediği ve amirlerinin verdiği talimatlara aykırı hareket ederek işlerin aksamasına sebep olduğu, 01.10.2011, 03.10.2011 tarihlerinde kullanmakta olduğu aracın hergün düzenli olarak doldurması gereken araç kontrol formunu günlük olarak doldurmadığı ve bu davranışlarından ötürü davacının savunmasının talep edildiği anlaşılmaktadır.
Davalı şirkette çalışan davacının yukarıda belirtilen tüm davranışlarının 4857 Sayılı Kanun’un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmamakla birlikte, iş yerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen davranışlar niteliğinde olduğu, bu durumda iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren tarafından makul ölçüler içinde beklenemeyeceği anlaşılmaktadır.
Yapılan açıklamalar doğrultusunda davalı işverence yapılan feshin geçerli sebebe dayanması sebebi ile davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen sebeplerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 182,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.320,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 20.05.2013 tarihinde oy birliği ile karar verildi.