YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4691
KARAR NO : 2011/8906
KARAR TARİHİ : 30.12.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir.
Davalı işveren vekili, davacının müvekkili şirkette çalışmakta iken kaynağı belirsiz olarak nitelenen BTM ve ticari şubeden yatırılan bir kısım paraların kaynağı ile ilgili olarak hakkında soruşturma açıldığını, davacının satın almış olduğu gayrimenkulün kredi ödemeleri ve iç dekorasyonunun yapılması hususunda müvekkili şirketle iş yapan bazı firmalardan menfaat temin ettiği sonucuna varıldığını, davacının iş sözleşmesinin davalı şirketçe haklı olarak feshedildiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının yatırım müdürü olarak görev yaptığı sırada kendisinin işten çıkarılacak bir neden mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı işveren vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli veya haklı nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
İş Kanunu’nun 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanunun 25/II. maddesinde öngörülen ve işverene derhal fesih yetkisi tanıyan haklı sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz. Yargılama sırasında bu nedenlerin ağırlıkları her olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir.
İşçinin iyiniyet ve ahlak kurallarına uymayan davranışı sonucunda iş ilişkisine devam etmek işveren açısından çekilmez hale gelmişse, diğer bir anlatımla güven temeli çökmüşse işverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı doğar. Buna karşılık, işçinin davranışı taraflar arasında bulunması gereken güven temelini çökertecek ağırlıkta bulunmamakla, iş ilişkisine devamı tam anlamıyla çekilmez hale getirmemekle birlikte, işin normal işleyişini bozuyorsa, işyerindeki uyumu olumsuz yönde etkiliyor ve işverenden bu nedenle iş ilişkisini yürütmesi normal olarak beklenemiyorsa İş Kanunu’nun 18/1. maddesi gereği geçerli fesih hakkı doğar.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Somut olayda, davacı hakkında isimsiz ve imzasız bir ihbar mektubu ile başlayan soruşturma sonucunda, 29.07.2009 tarihli disiplin kurulu kararı ile 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II-e bendi uyarınca davacının iş sözleşmesi davalı işverence feshedilmiştir. Davacıya davalı işveren tarafından isnat edilen eylemler kesin olarak kanıtlanamamıştır. Ancak, davacının davalı şirkette yatırım müdürlüğü gibi tamamen güven esasına dayalı bir görevde çalıştığı, davacının değişik tarihlerde verdiği savunmalarındaki bir takım çelişkiler, bir kısım tanık beyanlarının davacı aleyhine oluşu ile 20.04.2010 tarihli bilirkişi raporunda davacıya isnat edilen eylemlerden sadece bir tanesinin incelenmesi hususları dikkate alındığında, taraflar arasındaki güven ilişkisinin zedelendiği anlaşılmaktadır. Davacının işin yürütümünü bozan bu davranışları nedeniyle artık işverenden iyi niyet kuralları çerçevesinde iş ilişkisini devam ettirmesinin normal ölçülerde beklenemeyeceğinin, fesih haklı sebep boyutuna ulaşmamış ise de, sözleşmenin geçerli nedenle feshedildiğinin kabulü gerekir. Bu durumda, davanın reddi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-)Yerel mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-)Davanın REDDİNE,
3-)Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-)Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 50.00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200.00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-)Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 30.12.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.