Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/10811 E. 2010/12532 K. 11.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10811
KARAR NO : 2010/12532
KARAR TARİHİ : 11.11.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı tarafından, davalılar aleyhine 19.03.2010 gününde verilen dilekçe ile mera tahsis kararının iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 10.06.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, mera komisyon kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı Hazine davanın reddini savunmuş, davalılardan köy tüzel kişiliği savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece dava kısmen kabul edilmiş, bilirkişi krokisinde (C3) ile gösterilen yere ilişkin mera komisyonu kararının iptaline, diğer bölümlere ilişkin davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü davalı Hazine temyiz etmiştir.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden yörede 4342 sayılı Mera Kanununu hükümleri gereğince çalışmalar yapıldığı, bu çalışmaların sonucunda dava konusu taşınmazın içinde bulunduğu alanın 2 numaralı mera olarak tahdit edildiği, daha sonra yapılan kadastro çalışmalarında da 101 ada 300 sayılı parsel olarak sınırlandırıldığı ve özel siciline yazıldığı anlaşılmaktadır. Kısaca, dava konusu bölüm 101 ada 300 sayılı parselin içersinde kalan bir alandır. Gerçekten 4342 sayılı Mera Kanununun 5.maddesi uyarınca komisyon, kural olarak mülkiyeti Hazineye ait bir yeri veya devletin hüküm ve tasarrufu altındaki bir arazi parçasını yaptığı etüd sonucu uygun bulduğu takdirde mera kaynakları kapsamına alabilir. Bu gibi bir yerin öncesinin tarım arazisi olması tapuya bağlanmadığı sürece mera kaynakları arasına alınmasına engel değildir.
Somut olayda da, düzenlenen paftaya göre hakkındaki dava kabul edilen (C3) sayılı yer mera olarak sınırlandırılan 101 ada 300 sayılı parsel içindedir. Bu taşınmazın özellikleri ve kullanma biçimi özellikle de taşınmazın tüm sınırlarının mera niteliği ile sınırlandırılmış olması kuşkusuz mera bütünlüğünü bozar. Hal böyle olunca, çekişmeli taşınmaz bölümünün mera kaynakları içine alınmasına dair mera komisyon kararı yerinde olup iptali gerekmez.
Mahkemece yapılan bu saptama gözetilerek davanın reddi yerine isteğin kısmen hüküm altına alınması doğru olmamış, bu sebeple kararın bozulması gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 11.11.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.