Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/12815 E. 2012/10116 K. 04.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12815
KARAR NO : 2012/10116
KARAR TARİHİ : 04.06.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, kurum işleminin iptali ile yaşlılık aylığının geçerli olduğunun tespitine, fazla ödenen primlerin faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Davacı, 3201 sayılı Yasa’ya göre yurtdışı hizmetlerini borçlanarak bağlanan yaşlılık aylığının, Türkiye’de 1479 sayılı Yasa kapsamındaki çalışması nedeniyle iptal edildiğini belirterek Kurum işleminin iptalini ve borçlu olmadığının tespitini istemiştir.
Mahkemece, davacı yararına olan 5997 sayılı Yasa’nın 14.maddesi ile değişik 3201 sayılı Yasa’nın 6/B maddesinin, yürürlüğe girdiği 19.6.2010 tarihinden önceki uyuşmazlıklara da uygulanacağı kabul edilerek Kurum işleminin iptaline, davacıya 01.12.2008 tarihinden itibaren bağlanan yaşlılık aylığının geçerli olduğunun tespitine, 2.805,00 TL’nin 27.10.2009 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; 14.02.2000 – 20.10.2009 tarihleri arasında vergi kaydı bulunduğu, 19.01.2001 tarihinde başlayan oda kaydının 5362 sayılı Yasa’ya göre fesih olunduğu, 21.04.2006 tarihinden devam eden sicil kaydı bulunduğu, 08.03.1987 – 13.03.1988, 18.09.1990 – 01.12.1990, 06.08.1991 – 25.04.1992, 24.03.1997 – 06.08.1997 tarihleri arasında Suudi Arabistan’ da geçen çalışmaları nedeni ile yurtdışı borçlanması yaptığı, 26.11.2008 tarihli tahsis talebine istinaden davacıya 01.12.2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, davalı Kurum tarafından davacının vergi kaydının devam ettiği gerekçesi ile bağlanan aylığın iptal edildiği, ödenmiş olan aylıkların iadesinin istendiği, davacının tahakkuk ettirilen 2.805,00 TL prim borcunu 27.10.2009 tarihinde ödemesi ve vergi kaydını sildirmesi üzerine 27.10.2009 tarihli tahsis talebine istinaden davacıya yeniden 01.11.2009 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, yurtdışında geçen çalışmaların borçlanılması sonucu sigortalıya yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra, sigortalının Türkiye’de sosyal güvenlik kurumlarına tabi olacak şekilde çalışması durumunda 3201 sayılı Yasa’nın 6/B maddesi uyarınca yaşlılık aylığının kesilip kesilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.

Davanın yasal dayanağını oluşturan ve uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 3201 sayılı Yasa’nın 5754 sayılı Yasa’nın 79. maddesi ile değişik 6/B maddesi; “ Bu Yasa hükümlerinden yararlanmak suretiyle aylık bağlananlardan tekrar yurt dışında yabancı ülke mevzuatına tabi çalışanlar, ikamete dayalı bir sosyal sigorta ya da sosyal yardım ödeneği alanlar ile Türkiye’de sigortalı çalışmaya başlayanların aylıkları, tekrar çalışmaya başladıkları veya ikamete dayalı bir ödenek almaya başladıkları tarihten itibaren kesilir.” hükmünü içermekte idi.
5997 sayılı Yasanın 15. maddesi ile 3201 sayılı Yasanın 6/B maddesi değiştirilerek “ Kanun hükümlerinden yararlanmak suretiyle aylık bağlananlardan tekrar yurt dışında yabancı ülke mevzuatına tabi çalışanlar, ikamete dayalı bir sosyal sigorta ya da sosyal yardım ödeneği alanların aylıkları, tekrar çalışmaya başladıkları veya ikamete dayalı bir ödenek almaya başladıkları tarihten itibaren kesilir. Türkiye’de sigortalı olarak çalışmaya başlayanlar hakkında 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışılmasına ilişkin hükümleri uygulanır.” hükmü getirilmiş, madde hükmü 19.06.2010 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Mahkemece, 5997 sayılı Yasa’nın 15.maddesi ile 3201 sayılı Yasa’nın 6/B maddesinde yapılan değişikliğin, yürürlüğe girdiği 19.6.2010 tarihinden önceki uyuşmazlıklara uygulanmasının mümkün olmadığı gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi davacının çalışmasının hangi tarihte son bulduğunun da yöntemince araştırılmadığı anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş, davacının vergi, oda ve esnaf ve sanatkar siciline kaydı bulunup bulunmadığını ilgili yerlerden sormak, zabıta araştırması yapmak, tarafların gösterecekleri tanıkları ve komşu işyeri tanıklarını dinlemek, davacının çalışmasının hangi tarihte son bulduğunu yöntemince belirlemek, davacının çalışmasının 19.06.2010 tarihinden önce sona erdiği belirlenir ise bu tarihten, çalışmasının 19.06.2010 tarihine kadar devam ettiği belirlenir ise Yasa’nın açık hükmü karşısında Yasa’nın yürürlük tarihinden itibaren yaşlılık aylığının yeniden bağlanmasına karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 04.06.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.