YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3680
KARAR NO : 2011/7087
KARAR TARİHİ : 09.12.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, boşta geçen süre ücret ve diğer haklar ile işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminatın belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, iş sözleşmesinin geçerli nedenle feshedildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece,davacının davalı banka nezdindeki çalışmasının l3 yıl olduğu, l3 yıl boyunca birçok kez kredi kullandırdığı, sicilinde işverenin güvenini kötüye kullandığına dair bir uyarı cezasının bulunmadığı, bu nedenle fesih işleminin geçerli nedene dayanmadığı ve feshin son çare ilkesine riayet edilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18.maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
İş Kanunu’nun 18. Maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanunun 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 20.maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Dosya içeriğinden, davacının 12/10/1996-2l/07/2009 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde portföy yönetmeni olarak çalıştığı, iş akdinin 21/07/2009 tarihli fesih bildirimi ile, disiplin kurulunun 20/07/2009 tarihli toplantısında, davacının bankanın güvenini sarstığı, görevini kötüye kullanmak suretiyle kredilere konu araçlar hakkında detaylı bir piyasa araştırması yapmadığı, gelir belgelerinin istihbaratını yapmayarak sahte evraklarla 8 adet kredi tahsisine sebebiyet verdiği ve banka kredi politikasına aykırı olarak l6 adet kredinin yetkisiz olarak tahsisinde bulunduğu nedenleriyle disiplin yönetmeliğinin 12. maddesi gereği iş akdinin tazminatsız feshi ile cezalandırılmasına karar verildiği gerekçesiyle 4857 sayılı Yasanın 25/II. maddesi gereğince 25/07/2009 tarihi itibariyle feshedildiği, 30/04/2009 tarihli Müfettiş raporunda, davalı banka şubesince 15/12/2006-29/04/2007 tarihleri arasında 997.750 TL kredi kullandırıldığı, sözkonusu 27 adet krediden 20 adedinin yasal takip, 5 adedidin yakından takip, 1 adedininde stardart statüde bulunduğu, 1 adet kredi borcunun yasal takip sonucu kapandığı, kredi kullandırılan araçlara ait kesin faturaların seri numaralarının aynı olduğu, sahte oldukları, müşterilerden temin edilen faturaların, banka dosyasında bulunan faturalardan tutar olarak farklı oldukları, bankaya sunulan faturaların daha yüksek olduğu, müşterilerin kasko, alım satım vs nedenlerle bu şekilde kredi kullandırıldıklarını beyan ettikleri, proforma fatura bedellerinin araç bayii yetkililerince özellikle yüksek tutulduğu, kredi kullandırılan araçarın 2. el değerlerinin satış bedeli riskini karşılayacak değerde olmadıklarının tesbit edildiği, davacının bu konularda beyanının alındığı,davacının araç bayi ile işyerine yeni giren bir çalışan sayesinde tanıştıklarını, belgelerin bayi tarafından düzenlenerek gönderildiğini, doğru olup olmadığını araştırmadığını, bazı hatalar yaptığını beyan ettiği anlaşılmıştır.
Somut olayda, davacının yukarıda anılan usulsüz kredi kullandırma eylemlerini gerçekleştirdiği hususunda uyuşmazlık yoktur. Davacının çalıştığı dönem içinde birçok kez kredi kullandırmasının ve çalıştığı dönem içinde kredi kullandırma yöntemi ile ilgili uyarı almamasının bu usulsüz işlemleri davacı yönünden geçerli hale getirmeyeceği anlaşılmış olup, Bankacılık sektöründe güven ve itibarın çok önemli olduğu, banka çalışanlarının da piyasada işverenlerine duyulan güveni veya kazanılmış itibarı olumsuz anlamda sarsıcı ve zarar verici davranışlarda bulunmaktan kaçınması gerektiği, bankanın ekonomik zarar riski yanında, çalışanlarının eylem ve ihmalleri ile bankaya olan güvenin sarsılması ve itibarının zarar görmesi hallerinde buna neden olan çalışanlarının eylemlerinden sorumlu tutulmaları gerektiği, davacının görevini savsamak suretiyle neden olduğu işlemlerin sonuçlarına göre işverence davacıya artık güven duyulması beklenmeyeceğinden, iş akdinin geçerli nedenle feshedilmesi şartlarının oluştuğu gözetilmeden davanın reddi yerine kabulüne yönelik yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı İş Kanunun 20.maddesinin 3.fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-Yerel mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı (70,00) TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.100,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 09.12.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.