Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/9361 E. 2010/10947 K. 22.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9361
KARAR NO : 2010/10947
KARAR TARİHİ : 22.10.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı temsilcisi tarafından, davalılar aleyhine 29.06.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve yayla olarak sınırlandırma istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davacının davasından yasa gereği vazgeçmiş sayılmasına dair verilen 08.07.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, davalılar … ve arkadaşları adına verasette iştirak halinde bulunan çekişme konusu 140 ada 9 parsel sayılı taşınmazın evveliyatının yayla olduğunu, zilyetlik ile kazanılmasının söz konusu edilemeyeceğini ileri sürerek, tapu kaydının iptali ve özel siciline işlenmesini istemiş; birleştirilmesine karar verilen dosya ile de husumeti … mirasçılarına yöneltmiştir.
Mahkemece, davadan kanun gereği vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiştir.
Hükmü davacı vekili ve davalı … vekili temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davacının tüm; davalının aşağıdaki bent dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Dava, çekişme konusu taşınmazların evveliyatının yayla olduğu iddiasına dayalı tapu iptali ve yayla olarak sınırlandırılması istemine ilişkindir.
25.02.2009 tarihinde kabul edilerek 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 Sayılı Kanunun 2. maddesi ile, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12. maddesinin 3. fıkrasına ekleme yapılmıştır. Anılan hüküm, “bu hüküm iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır” şeklindedir.
Diğer taraftan, 5841 Sayılı Kanununun 3. maddesi ile de 3402 Sayılı Kadastro Kanununa geçici 10. madde eklenmiştir. Bu madde ise “bu kanunun 12. maddesinin 3.fıkrası hükmü, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır” kuralını getirmiştir.
Somut olayda, çekişme konusu 140 ada 9 parsel sayılı taşınmaz 11.07.1994 tarihinde kadastro nedeni ile davalıların murisi adına kayıtlıdır. Davacı, taşınmazın kadim yayla olduğu iddiası ile paydaş malik … mirasçılarına karşı birleştirilen davayı 17.04.2007 tarihinde açmıştır. Görülüyor ki, davanın açıldığı tarih itibariyle 10 yıllık hak düşürücü süre geçmiştir. Bu nedenle, 140 ada 9 parsel sayılı taşınmazda paydaş malik … mirasçılarına yönelik istemin, taşınmazın tescili ile dava tarihi arasında 10 yıllık hak düşürücü süre geçtiği gerekçesi ile reddi gerekirken, istemin bu paydaş yönünden de hüküm altına alınması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1.) bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine; (2.) bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 22.10.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.