Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/12721 E. 2012/10072 K. 04.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12721
KARAR NO : 2012/10072
KARAR TARİHİ : 04.06.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Davacı, kiracılarına gönderilen haciz bildirilerinin ve haciz işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davalı Kurumun 2005/14825 Tevhitli dosyalarında davacı Belediyenin kiracılarına gönderdiği haciz bildirilerinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, ileride doğacak müstakbel bir hakkın haczinin mümkün olmadığı gerekçesiyle istemin kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içindeki kayıt ve belgelerden; davalı Kurumca 2005/14825 Tevhitli icra takip dosyasında, davacı Belediyenin Kuruma olan prim borçlarından dolayı Belediyeye ait dükkanlarda kiracı olan dava dışı kişilere gönderilen haciz bildirgelerine göre “müstakbel su ve kira gelirleri” nin hazcine karar verildiği, kiracılar tarafından Kuruma itirazda bulunulduğu anlaşılmaktadır.
Süresinde ödenmeyen prim ve diğer kurum alacaklarının bizzat kurumca cebren takip ve tahsil edilebileceği 506 sayılı Yasa’nın açık hükmü gereğidir. Cebren tahsil ve takip esasları 6183 sayılı Yasa’da gösterilmiştir. Gerçekten anılan Yasanın 62. maddesine göre “Borçlunun mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarı tahsil dairesince haczolunur” hükmü getirilmiştir.
Somut olayda uyuşmazlık, davacı Belediyenin Kuruma olan prim borçlarından dolayı hakkında yapılan takip nedeniyle, Belediyenin kiracılarından elde edilen kira ve su bedeli gelirlerinin, halihazırda haczi kabil, belirli bir hak veya alacak olup olmadıkları noktasında toplanmaktadır.
Belediyenin kiracılarına karşı vermiş olduğu su hizmetlerinin karşılığında tahsil ettiği gelir ile, kira aktinden doğan kira alacağı, yararlanılan hizmetin karşılığı olarak, sözleşmede kararlaştırılan süre içerisinde devam edegelen bir gelirdir. Yani o hizmetten yararlanmak kaydıyla, bir ay su bedeli ya da kira bedelinin ödenip, bir ay ara verip tekrar ödenmesi söz konusu olamaz. Başlangıcı belli olan hizmetin devamı süresinde artık sözü edilen gelirler, devamlı ve muayyen şekilde kamu hizmeti sunan Belediyenin muhasebesine girecek birer hak ve alacaktır. Bu durumda Belediyenin prim borcu nedeniyle söz konusu gelirlerin artık belirli olmayıp, müstakbel olduğu gerekçesiyle, hacizlerinin imkansız olduğunu ileri sürmek mümkün değildir.
Bu durumda davacı Belediyenin haczinin mümkün olmadığını ileri sürdüğü gelirler, Belediye ile kiracıları arasında süre gelen hukuki bir ilişkinin sonucu tahsil edilecek gelirler olduğundan, Kurumca 6183 sayılı Yasa uyarınca haczi mümkün bulunmasına göre, mahkemece davanın reddi gerekirken, yukarıda açıklanan bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 04/06/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.