YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10815
KARAR NO : 2012/6484
KARAR TARİHİ : 18.04.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 03/01/1991-25/06/1994 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, hak düşürücü süre yönünden reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dava, davacının 03/01/1991-25/06/1994 tarihleri arasında davalı işverene ait işyerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının davalı işyerinde işe başladığına dair herhangi bir işe giriş bildirgesinin mevcut olmadığı, yine SGK Hizmet Cetveline göre 03/01/1991 tarihinde başlayan çalışmasının gözükmediği, ancak hizmet cetvelinden davacının davalı işyerinde 01/09/1991-30/11/1991 tarihleri arasında çalıştığı anlaşılmıştır.
Sosyal Güvenlik Hukukuna ilişkin bu tür davalarda talep değerlendirilirken gerçeğin bulunması asıldır.
Davacı, davalı işyerinde 03/01/1991-25/06/1994 tarihleri arasındaki çalışmasının sigortalı olarak tespitini istemiştir. Bu yönü ile davanın yasal dayanağı belirgin olarak 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesidir. Anılan maddede yönetmelikle tespit edilen belgeler, işvereni tarafından verilmeyen sigortalıların çalıştıkları hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde dava açabilecekleri hükmü öngörülmüştür.
Somut olayda; davalı işyerinde davacının 1991’in 3. dönemine ait 75 günlük çalışmasının Kuruma bildirildiği, 30/11/1991 tarihinde çıkışının verildiği anlaşılmaktadır. Davacının çıkışının verildiği tarihten itibaren çalışmaya devam etmesi halinde bir kısım hizmetlerinin bildirilmesi karşısında hak düşürücü süreden bahsedilemez.
Bu nedenle işin esasına girilerek sonuca gidilmesi gerekirken, davanın reddedilmesi yerinde değildir.
O halde, davacının temyiz itirazı kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 18/04/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.