Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/8500 E. 2012/9091 K. 28.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8500
KARAR NO : 2012/9091
KARAR TARİHİ : 28.05.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, malulen emekli olduğunun tespitine, 01.11.2002 tarihinden itibaren ödenmeyen aylıkların faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, çalışma gücünün % 70 oranında kayba uğraması sebebiyle 1.12.2000 tarihinde maluliyet aylığı bağlanan sigortalının maluliyetinin 2/3 oranının altına indiği gerekçesi ile 1.11.2002 tarihinden itibaren aylığını kesen Kurum işleminin iptali ile sigortalının malul olduğunun tespiti ve 1.11.2002 tarihinden itibaren kesilen maluliyet aylığının kesildiği tarihten itibaren faizi ile birlikte tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile; davacıların murisi …’nın 1.11.2002 tarihinden itibaren malulen emekliliğe hak kazandığının tesbiti ile bu tarihten itibaren ölümüne kadar ödenmeyen aylıkların davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Dava devam ederken sigortalı …’nın 5.11.2007 tarihinde ölümü üzerine; mirasçıları…, …,…, …, … ve …’nın davaya dahil oldukları, mahkemece 30.4.2009 tarihinde verilen ret kararının bu kişiler vekilince temyiz edildiği, gerek bozulan kararda gerekse de inceleme konusu kararda davacı olarak ölen sigortalı …’nın gösterildiği, mirasçılarının gösterilmediği, hükmün de “ödenmeyen aylıkların davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” şeklinde kurulduğu görülmüştür.
Tüm dosya kapsamından; SGK Tedavi Hizmetleri ve Maluliyet Daire Başkanlığı’nın sigortalının çalışma gücünün 2/3’ünü kaybettiği şeklindeki kararına istinaden 1.12.2000 tarihi itibari ile sigortalıya maluliyet aylığı bağlandığı, adı geçen daire tarafından 20.10.2002 tarihinde yapılan kontrolde sigortalının çalışma gücünün 2/3 ünü kaybetmediğinin bildirilmesi üzerine maluliyet aylığının 1.11.2002 tarihi itibari ile kesildiği, itiraz üzerine
Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu’nca düzenlenen 19.9.2008 tarih 78/4238 sayılı kararda, sigortalının mevcut hastalık ve arızalara göre çalışma gücünün 2/3’ünü kaybetmediği ve malul sayılamayacağının belirtildiği, sigortalının maluliyetinin tespiti ile yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin 31.1.2006 tarihinde dava açtığı, mahkemece 30.4.2009 tarihinde “Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu’nun istediği tetkiklerin davacının ölümü nedeni ile yapılmasının imkansız olması karşısında 506 sayılı Yasa’nın 109. maddesindeki prosedür takip edilemeyeceğinden ve dosyadaki mevcut raporlardan da çalışma gücünün 2/3’ünü kaybetmemiş olması karşısında davanın ispatlanamadığı” belirtilerek davanın reddine karar verildiği, kararın sigortalının murisleri tarafından temyiz edildiği, Dairemizce 24.5.2010 tarihli ilam ile “Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu kararlarının Kurumu bağladığı, davacı yanca sürekli iş göremezlik oranını belirleyen adı geçen Kurul raporuna itiraz edildiğine göre, sigortalının çalışma gücünü 2/3 oranında kaybedip etmediğinin belirlenmesi için sigortalının tedavi gördüğü tüm sağlık kuruluşlarından tedavi dosyaları ve eklerinin getirtilerek 5510 Sayılı Yasa’nın 95. maddesinde öngörülen prosedür uyarınca Adli Tıp İhtisas Kurulundan rapor alınması, bu rapora da itiraz olması halinde üst kurul olan Adli Tıp Genel Kurulu’ndan rapor alınarak sonuca gidilmesi gerektiği” belirtilerek kararın bozulduğu, mahkemece bozma kararına uyulduğu ve 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu’ndan rapor alındığı, bu raporda hangi tarihten itibaren olduğu belirtilmeksizin davacının meslekte kazanma gücünün % 83 oranında kaybetmiş sayılacağının belirtildiği, mahkemece maluliyet başlangıç tarihi araştırılmadan ve Dairemizin bozma ilamında açıkça belirtilmesine rağmen iki rapor arasındaki çelişki giderilmeden, 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu raporu dikkate alınarak karar verildiği anlaşılmıştır.
Bu karar da davalı tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Bu yönüyle davanın yasal Dayanağı 5510 sayılı Yasa’nın 95. maddesidir. Anılan maddeye göre, “Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usul ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usulüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usulüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.
Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu giderek Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir.

Öte yandan, 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu’nun “Adli Tıp Genel Kurulunun görevleri” başlıklı 15/f. maddesinde, Adli Tıp Genel Kurulunun, Adli Tıp İhtisas Kurulları ile Adli Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkileri, konu ile ilgili uzman üyelerin katılımıyla inceleyeceği ve kesin karara bağlayacağı belirtilmiştir. Bu durumda, davalı Kurum vekilinin Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 3. İhtisas Kurulu’nun raporuna itirazı da dikkate alınarak, YSK raporu ile Adli Tıp 3.İhtisas Kurulu raporu arasındaki açık çelişkinin giderilmesi için, 28.06.1976 gün ve 6/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere, Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu’ndan görüş alınması gerekir.
Yapılacak iş, H.G.K’nun 5.2.2003 gün ve 2003/21-23 esas, 56 Karar sayılı kararında da açıkça belirtildiği şekilde, somut olayda Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun 19.9.2008 tarih 78/4238 sayılı raporu ile 3. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 15.8.2011 tarih, 7277 sayılı raporu arasındaki maluliyet oranına ilişkin çelişkinin Adli Tıp Genel Kurulu’ndan alınacak rapor ile giderilmesi, ayrıca Adli Tıp Genel Kurulundan sigortalının 2/3 maluliyetinin başlangıç tarihinin tespit ettirilmesi, sonucuna göre ölen sigortalının murisi olan davacılar hakkında bir karar verilmesinden ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 28.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.