Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/13056 E. 2010/3584 K. 18.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/13056
KARAR NO : 2010/3584
KARAR TARİHİ : 18.03.2010

… vekili avukat … ile … vekili avukat … , Dahili Davalı; … mirasçısı … (kendi adına asaleten çocukları … ve …’a velayeten) aralarındaki dava hakkında … 1. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 28.10.2008 gün ve 345-321 sayılı hükmün Dairemizin 30.6.2009 tarih ve 646-9099 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.
K A R A R
Temyiz ilamında belirtilen gerektirici nedenler karşısında usulün 440. Maddesinde sayılan nedenlerden hiçbirisine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE ve aynı kanunun 442 maddesi hükmünce 172.00 (Yüzyetmiş) Lira para cezası ile aşağıda dökümü yazılı 3.20 TL. kalan harcın karar düzeltme isteyene yükletilmesine, 18.3.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Dava, geçersiz sözleşme nedeniyle ödenen paranın tahsiline ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalılardan SESOB’e ait bulunan 334 adet dükkanın satılması amacıyla yapılan duyuru sonucu davacının 406 ve 440 nolu dükkanları almak için davalılardan … ile sözleşme yapması ve satış bedelini de …’ a ödemesi karşısında bu ödemeden diğer davalı SESOB’ sorumlu tutulup tutulamayacağına ilişkindir.
Davacı, eldeki bu davasında 11.7.2003 tarihli sözleşmeye, satış protokolüne, Emniyet Müdürlüğünün 13.1.2005 günlü yazısına ve SESOB Yönetim Kurulu’nun 7.2.2005 tarihli toplantısında alınan karara dayanmıştır. Uyuşmazlığın aydınlığa kavuşması için özellikle davalı SESOB’e ait taşınmazların üçüncü kişilere satılması hususunda davalılar arasında düzenlenen protokol hükümleri ile yine protokol hükümlerinin fiiliyata geçirilmesine yönelik işlemlerin dikkat ile incelenmesi gerekir. Gerçekten de; Davalı SESOB ile Kerametin Uçak arasında düzenlenen 11.7.2003 günlü imzalanan sözleşmenin 5. maddesinde, “… tarafından ekli listede verilen 334 adet dükkanın bedeli tamamen yatırıldıktan sonra ve hiçbir borcu kalmadıktan sonra tapuları derhal ve ödeme gününü müteakip (7) gün içinde verilecektir. Tapuların zamanında verilmemesi halinde SESOB alıcıya uğranılan zarar haricinde tapuları talep edildiği halde verilmeyen dükkanlardan bedeli kadar tazminat ödeyecektir. Ancak şahsından kaynaklanmaya ve olağanüstü şartların oluşması durumunda satıcı tapuların teslimdeki gecikmeden dolayı sorumlu tutulamaz. Ancak … Belediyesi dükkanlar üzerindeki ipoteği kaldırmadığı takdirde SESOB sorumlu tutulmayacaktır.” Denilmiş, sözleşmenin 6. maddesinde ise; “…’ın her ne kadar UÇAK alıcı olarak görünüp sözleşme satış vaadi sözleşmesi ise de, aynı zamanda komisyon anlaşmasını da içermekte olup, sözleşme konusu dükkanların 3. şahıslara satışına … komisyoncusu olarak aracılık etmiş olacaktır.” Düzenlemesi karşısında bu sözleşmenin alım-satım ve komisyonculuk sözleşmesi olduğu anlaşılmaktadır. Sözleşmenin alım satım kısmı resmi şekilde yapılmadığından geçersiz olduğu mahkemenin de kabulündedir. Esasında diğer davalı …’a komisyon ödenmeyeceği de 8. maddede kararlaştırılmıştır. Bu durumda tarafların gerçek iradeleri nazara alındığında bu sözleşmenin temsilcilik sözleşmesi olduğu, davalı …’ın da temsilci sıfatıyla hareket ettiği anlaşılmaktadır. Yine Dosya arasında bulunan davacı ile Davalı … arasında imzalanan 406 ve 440 nolu bağımsız bölümlerin satışına ilişkin tarihsiz sözleşme de haricen düzenlendiği ve resim şekilde yapılmadığı için geçersizdir. Bu sözleşme uyarınca …’ın davacıdan 195.000,00 YTL tahsil ettiği ileri sürülmektedir. Yine dosya arasında bulunan 17.2.2005 tarihli Yönetim Kurulu’nun almış olduğu (3) nolu karar ile Odanın Emniyet’e yazdığı 13.1.10025 günlü yazısında (Davacının satın aldığını ileri sürdüğü bağımsız bölümleri de kapsayan) 51 parsel üzerinde bulunan katlı Pazar yerindeki işyerlerinin satış yetkisinin 11.7.2003-12.5.2004 tarihleri arasında …’a verildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere SESOB malik olduğu işyerlerini doğrudan satmamış, davacıyı yönlendirmek suretiyle …’ı temsilcileri olduğu izlenimiyle geçersiz olan satış sözleşmeleri düzenlenmesi suretiyle gerçekleştirmiştir. Bu durumda toplanan delillerle davalı SESOB’un taşınmazların satışı için …’a yetki verdiği verdiği, alıcıların da davalı SESOB’in bir kamu kurumu niteliğinde olması, aralarında düzenlenen sözleşmeler ve Yönetim kurulu kararı ile davalı …’in Oda üyesi ve emlakçılar odası başkanı olması sıfatına da güvenerek ödemeler yapıldığı anlaşılmaktadır. Esasen, davalı SESOB, taşınmazlarının satılması hususunda diğer davalı …’ a yetki verdiğini, ancak sözleşme süresi sona erdiği halde taşınmaz satışına devam ettiğini gerek, Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği 11.05.2005 tarihli şikayet dilekçesinde gerekse, …’a gönderdiği 25.02.2004 tarihli ihtarnamede açık bir şekilde kabul etmiştir. Öte yandan, sayın çoğunluk tarafından, Keramettin Uçar’ın yetkisiz olduğu, tahsil ettiği paraları SESOB’e intikal ettirmediği bu durumda SESOB’un sorumlu tutulamayacağı sonucuna varılmış ise de, Keramettin’in tahsil yetkisinin olduğu açıkça ortadadır. Keza, … beşinci Noterliğinin 16.03.2005 tarih ve 7336 yevmiye nolu işlemi ile tasdik edilmiş SESOB yönetim kurulunun 17.02.2005 tarihli kararında da; 51 parselde bulunan taşınmazların satışı ve resmi dairelerde gerekli işlemleri yapmaya …’ın yetkilendirildiği belirtilmiştir. Tüm bu olgular ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; SESOB’e ait taşınmazların satışı hususunda diğer davalıya yetki verildiği gibi en azından üçüncü kişi olan alıcılar nezdinde böyle bir güven oluşturulduğu, Keramettin’n tahsil ettiği bir kısım satış bedellerini intikal ettirmemiş ise bunun davalıların iç sorunu olup, sonucunun davacıya yüklenemeyeceği, davalı …’nin davacının sunduğu ödeme belgelerine bir itirazda bulunmadığı nazara alındığında mahkemece her iki davalının da sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik yoktur. Bu nedenlerle ve geçersiz sözleşmeye konu edilen taşınmaz da üçüncü kişilere devredildiğine göre, karar düzeltme isteminin kabulüyle kararın onanması gerekirken, Davalı SESOB’un sorumlu olmayacağına dair bozmaya ilişkin karar düzeltme isteminin reddine dair sayın çoğunluk kararına katılamıyorum.