Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/12996 E. 2010/2644 K. 04.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12996
KARAR NO : 2010/2644
KARAR TARİHİ : 04.03.2010

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davalı … İnş. Tic. Hakkındaki davanın kabulüne, diğer davalılar yönünden davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı davalılardan … İnşaat Limited Şirketi ile …’un arsa sahibi olan diğer davalılarla yaptığı kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile yapacağı binadan bağımsız bir bölümü … İnşaat Limited Şirketinden satın aldığı halde daire teslim edilmediği, tapu iptali ve tescil davasının da reddedilerek kesinleşmesi nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalarak satılan taşınmazın dava tarihindeki rayiç değeri olarak 10.000 TL nin müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı arsa malikleri, davacı ile aralarında sözleşme olmadığını, yüklenicinin edimini yerine getirmemesi nedeniyle sözleşmeyi feshederek başka yüklenici ile inşaatın tamamlandığını savunarak davanın reddini dilemişler, diğer davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemece davanın kabulü ile fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 10.000 TL nin yüklenicilerden tahsiline, diğer davalılar hakkındaki davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı 1.11.2004 tarihli ıslah dilekçesinde, dava dilekçesinde faiz talep etmeyi unuttuklarını belirterek, dava konusu alacak miktarının dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir. Faiz, asıl alacağın bir bölümü olmayıp onun fer’i niteliğinde ancak ondan ayrı bir alacak olduğundan, faiz istenmeden yalnızca asıl alacak için açılan dava, bir kısmi dava değil, tam davadır. Bu nedenle asıl alacak davasında faiz istenmemiş ve faiz isteme hakkı saklı tutulmamış olsa bile davacı faiz alacağından feragat etmiş sayılmaz. Daha sonra faiz için ayrı bir dava açılabileceği gibi, ıslah yolu ile aynı davada da faiz istenebilir. Dava konusu olayda da davacı, dava dilekçesinde unutmuş olduğu faiz talebini daha sonra aynı davada ıslah yoluyla talep etme hakkına sahip olup, bu talep alacağın fer’i niteliğinde olduğundan bu durumda HUMK’nun 86. ve 88. maddelerinde düzenlenmiş olan harç ve giderlerin yatırılmasına da gerek yoktur. Önceki hükümlerin görev ve hükmün çelişkili olması nedeniyle sair yönler incelenmeksizin başka nedenlerle bozulmasından sonra verilen son kararda bu kez faiz talebi hakkında olumlu yada olumsuz bir karar verilmemesi nedeniyle kesin hükümden yada davalılar yararına usulü kazanılmış bir haktan söz edilemeyeceğinden mahkemece kabulüne karar verilen alacağın yasal faizi ile tahsiline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. (HGK 3.11.2004 tarih 2004/18-545-2004/573) O halde mahkemece davacının 1.11.2004 tarihli ıslah dilekçesi kabul edilerek, alacağa faiz yürütülmesi gerekirken, faiz talebi hakkında hüküm kurulmaması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HUMK.nun 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenle davacının sair temyiz itirazlarının reddine,2.bentte açıklanan nedenle kararın hüküm fıkrasına “ kabulüne karar verilen 10.000 ye dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine” cümlesi eklenerek ONANMASINA, peşin alınan 15.60 TL temyiz harcının iadesine, 4.3.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.