Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/8121 E. 2010/9536 K. 30.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8121
KARAR NO : 2010/9536
KARAR TARİHİ : 30.09.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 18.08.2009 gününde verilen dilekçe ile çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, kal ve beyanlar hanesindeki kaydın terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; elatmanın önlenmesi isteminin kabulüne, kal ve terkin isteminin reddine dair verilen 28.04.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, adına hükmen oluşan 34 parsel sayılı taşınmazdaki binanın kendisine ait olmasına rağmen beyanlar sütununda davalıya ait olduğunun yazıldığını ileri sürerek gerekirse davalının kötüniyetli olması nedeniyle asgari levazım bedeli de ödenmek suretiyle elatmanın önlenmesi ve binanın kal’ine ve beyanlar sütunundaki kaydın terkinine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuş, mahkemece binanın yıkımının fahiş zarar oluşturacağı gerekçesiyle yıkım ve belirtme terkin isteminin reddine, davalının taşınmaza elatmasının önlenmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, kal ve beyanlar sütunundaki muhdesat kaydının terkini isteğine ilişkindir.
22.12.1995 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında vurgulandığı üzere, Eşya Hukukunda “muhdesat” kavramından bir arazi üzerindeki arz malikinden başkasına veya bir paydaşa ait yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak sağlamaz. Muhdesat sahibinin hakkı sadece şahsi bir haktır. Bu hakkın hukuki mahiyeti ve nasıl kullanılacağı ise TMK’nun 722, 724. ve 729. maddelerinde açıklanmıştır.
2010/8121 – 9536
Bir kişi lehine muhdesatın tespitine ve bunun kütüğün beyanlar hanesine yazılmasına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 19/2 maddesi olanak sağlamaktadır. Gerçekten, anılan hüküm uyarınca; “Taşınmaz mal üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlarından birine ait muhdesat mevcut ise bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın ve kütüğün beyanlar hanesinde gösterilir.”
Bu tür bir hakkın zemin üzerindeki binanın veya ağaçların yok olması gibi bazı nedenlerle ortadan kalkacağı kuşkusuzdur. Diğer taraftan, Türk Medeni Kanununun 1012. maddesi hükmü gereğince de, kaydın terkini kütükte hak sahibi görünen bütün ilgililerin rızasına bağlı olarak yapılabilir.
Türk Medeni Kanununun 1026. maddesi uyarınca terkin işlemi yapacak merci ise ilgili tapu sicil müdürlüğüdür. Bunun için tapuya başvurulması, hakkın yok olduğu ve sona erdiği belirtilerek terkin talebinde bulunulması, kadastro müdürlüğü elamanlarının zemine giderek hakkın sona erip ermediğini saptaması, bundan sonra da değişiklik beyannamesi düzenlenerek tapuya gönderilmesi gerekir. Terkin işleminden sonra adresi kayıtlarda belirli ise muhtesat sahibine Türk Medeni Kanununun 1019. maddesi gereğince duyuruda bulunulur. Ancak bu tebliğden itibaren 30 gün içinde hak sahibi tarafından terkin işleminin iptali istemiyle dava açılabilir. Değinilen bütün bu işlemlerin yapılacağı yer tapu sicil müdürlüğü olduğundan, doğrudan mahkemeden terkin istemiyle dava açılamaz.
Ne var ki, bu tür bir belirtme Türk Medeni Kanununun 684. maddesine sınırlama getirerek muhdesat konusu ile arazinin bütünleşmesine engel olacağından, arazi sahibinin mülkiyet hakkını ileri sürerek ve muhdesat bedelinin hak sahibine ödemesi suretiyle mahkemeden terkin talebinde bulunması olanaklıdır.
Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş, keşfen bilirkişilere belirtme konusu hakkın dava tarihindeki rayiç değerini hesaplattırmak, bulunacak bedeli davacıya depo ettirmek, birlikte ifa suretiyle tapu sicilinde davalı lehine yapılan belirtmeyi terkin etmek olmalıdır.
Somut olayda; dava konusu taşınmaz 190 ada 29 parsel numarası ile davacı … adına tespit edilmiş, …’in kadastro tespitine itirazı üzerine kadastro mahkemesince 29 parselden 259,39 m2’lik kısmın tapusunun iptali ile … adına tesciline karar verilmiş, davacımız adına tespit ve tesciline karar verilen kısım üzerindeki binanında …’e ait olduğu hükmen saptanarak beyanlar sütununa kayıt düşülmesi hüküm altına alınmıştır.
2010/8121 – 9536
Yukarıda da değinildiği gibi muhdesatın beyanlar sütununa gösterilmesi ile birlikte davalı … kişisel hak sahibi olmuştur. Davacının elatmanın önlenmesi ve kaydın terkinini isteyebilmesi için öncelikle muhdesat bedelini ödemesi gerekir. Mahkemece davacının muhdesat bedelini ödeme hususundaki talebi değerlendirilmek suretiyle muhdesat bedeli belirlenip depo ettirildikten sonra davalının elatmasının önlenmesi ve beyanlar sütunundaki kaydın terkinine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde sonuca gidilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 30.09.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.