Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2011/4412 E. 2011/7596 K. 16.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4412
KARAR NO : 2011/7596
KARAR TARİHİ : 16.12.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalılar avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili müvekkilinin 2005 yılından 2009 yılına kadar… Eğitim ve Araştırma Hastanesinde dahiliye klinik personeli olarak çalıştığını, her yıl yapılan ihale ile müvekkilinin kazanan firmaya geçişinin yaptırılarak o firmanın bir çalışanı gibi gösterildiğini, 2009 yılı hastane ihalesini kazanan … Yemekhanecilik San ve Tic. A.Ş.nin müvekkiline ve diğer çalışanlara imzalatmaya çalıştığı sözleşmenin ilk 36 maddesinin müvekkiline sunulmadığını, okumasına bile müsaade edilmeden imzalanması istendiğini, müvekkilinin bunu kabul etmediğini, 22.10.2009 tarihli bir yazıyla müvekkilinin görev yerinde uyuduğunu belirten hangi gün yazıldığı belli olmayan bir tutanak tutulduğunu ve savunma istendiğini, 23.10.2009 tarihinde savunmasını verdiğini ve müvekkilinin işine devam ettiğini, 26.10.2009 tarihinde ise sözlü olarak işten attıklarını artık gelmemesini belirttiklerini ve işine haklı bir neden olmaksızın son verildiğini ve SGK’ ya 23.10.2009 günü çıkış bildirdiklerini, haksız fesih nedeni ile feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili, fesih tarihinin 23.10.2009 olduğunu, SGK’ya müvekkili şirketçe davacının çıkışının bu tarihte bildirildiğini, davacının sözlü olarak 26.10.2009 tarihinde artık işe gelmemesi gerektiğinin söylenerek SGK’ya bildirilen çıkıştan daha sonra fesih tarihini öğrendiklerini iddia ettiğini, davacı vekilinin iddiasının aksine doğru olan tarihin SGK ya bildirilen tarih olduğunu ve bu tarihe göre de davanın süresinde açılmadığını, esas yönünden ise davacının müvekkili şirketteki çalışmasının 01.09.2009 tarihinde başladığını dolayısı ile kıdeminin 6 aydan az olduğu için feshin geçerli bir sebebe dayandırılması gerekmediğini, bu durumda davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı kurum vekili davanın öncelikle husumet yönünden reddi gerektiğini, esas yönünden ise davacının iş sözleşmesinin mesai saatleri içerisinde görev yerinde uyuduğunun tespit edilmesi üzere geçerli nedenle feshedildiğini, belirli süreli iş sözleşmesi uyarınca fesih işleminin yasaya uygun olduğunu, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davalı … ve Tic. A.Ş çalışanı olan tanık ifadelerinde, davacının iş akdinin görevdeyken uyuması nedeniyle değil, sözleşmeyi imzalamak istememesi nedeniyle feshedildiğini, davacıya imzalatılmak istenen sözleşme metninin 37-38 maddeden başladığını, davacının kendisine sunulan sözleşmeyi 1’den 36′ ya kadar olan maddelerinin kendisine gösterilmemesi nedeniyle bu maddeleri kabul etmediğine dair şerh vererek imzaladığını ancak bu hususun işverenlikçe kabul edilmediğini beyan etmiş olup, işçinin içeriğini bilmediği maddelerden sorumluluğunu gerektirecek şekilde sözleşmeyi imzalamak istememesi nedeniyle iş akdinin feshi haklı ve geçerli bir fesih olmadığından davanın kabulüne dair feshin geçersizliğine, davacı işçinin işe iadesine karar vermiştir.
Hüküm davalı şirket vekili ve davalı kurum vekili tarafından temyiz edilmiştir.
4857 sayılı İş Kanununun 2/6 son cümlesi uyarınca asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumludur.
Feshin geçersizliği ve işe iade davasının alt ve asıl işveren ilişkisinde, her iki işverene birlikte açılması halinde, davacı işçi alt işveren işçisi olup, iş sözleşmesi alt işveren tarafından feshedildiğinden, feshin geçersizliği ve işe iade yükümlülüğü alt işverenindir. Asıl işverenin işe iade kararı sonrası işçinin işe başlamak için başvurması ve alt işverenin işe almamasından kaynaklanan işe başlatmama tazminatı ile dört aya kadar boşta geçen süre ücretinden yukarda belirtilen hüküm nedeni ile alt işverenle birlikte sorumluluğu vardır.
Somut uyuşmazlıkta, davalılar arasında davalı kurum ile davalı şirket arasında asıl işveren -alt işveren ilişkisi kurulmuş olup , davacının yaptığı iş itibariyle belirli süreli iş sözleşmesi koşulları oluşmadığı için sözleşmesinin belirsiz süreli olduğu ve iş sözleşmesinin feshinin usulüne uygun olmadığı anlaşıldığından, davacının işe iadesine , asıl işverenin, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu kanundan, iş sözleşmesinden alt işverenle birlikte sorumlu olacağı kuralı dikkate alınarak işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretinden birlikte sorumlu tutulması gerektiğine ilişkin verilen karar isabetlidir. Ancak, mahkemece davalılar arasındaki asıl işveren-alt işveren ilişkisi nedeni ile davacının alt işverenin işyerinde işe iadesi hususu belirtilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
4857 sayılı İş Kanunun 20.maddesinin 3.fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-)Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-)İşverence yapılan FESHİN GEÇERSİZLİĞİNE VE DAVACININ DAVALI …. TİC. A.Ş.’YE AİT İŞYERİNDEKİ İŞİNE İADESİNE,
3-)Davacının yasal sürede işe başvurmasına rağmen, işverenin süresi içinde işe başlatmaması halinde davalılar tarafından müştereken ve müteselsilen ödenmesi gereken tazminat miktarının fesih nedeni ve kıdemi dikkate alınarak 4 aylık ücreti olarak belirlenmesine,
4-)Davacının işe iade için işverene süresi içinde başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar doğmuş bulunan en çok dört aylık ücret ve diğer haklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin belirlenmesine, davacının işe başlatılması halinde varsa ödenen ihbar ve kıdem tazminatının bu alacaktan mahsubuna,
5-)Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6-)Davacı vekille temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan tarifeye göre 1.100.00-TL vekâlet ücretinin davalılardan alınıp davacıya verilmesine,
7-)Davacı tarafından yapılan (42.50) TL yargılama giderinin davalılardan alınıp davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
8-)Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak, oybirliğiyle 16.12.2011 tarihinde karar verildi.