Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/4787 E. 2012/21945 K. 03.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4787
KARAR NO : 2012/21945
KARAR TARİHİ : 03.12.2012

MAHKEMESİ :… Mahkemesi
DAVALILAR : 1-Sosyal Güvenlik Kurumu Vek. Av. …

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 05/11/2001 – 06/06/2005 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün , davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 5.11.2001-6.6.2005 Tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığının ve eksik bildirilen sürelerin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının 15.4.2002- 28.2.2005 Tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığının ve Kuruma bildirilmeyen 474 günlük hizmetinin tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davalı işyerinin 27.9.2000 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı, uyuşmazlık dönemine ait dönem bordrolarının getirtildiği,davacının SGK’da bildiriminin davalı işyeri tarafından 15.4.2002, 4.3.2003, 15.4.2004 tarihlerinde 3 kez yapıldığı, hizmet cetveline göre davalı işyerinden davacının, 2003/1-27 gün, 2003/2-60 gün, 14.5.2000-28.2.2005 arası 228 gün ve 2004/10.11.12. ayları hariç bildirilen süreler içen aylık 30ar günden kesintisiz bildirim yapıldığı anlaşılmaktadır
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı yasanın 79. maddesi bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda dinlenen davacı tanıklarının bordro tanıkları olmadıkları, davalı dönem bordrolarının incelenmesinden davalı işyerinde çalışmış 4 ila 6 arası çalışan bulunduğu, ancak bunlardan hiçbirinin beyanına başvurulmadığı, bu tür davaların kamu düzenini ilgilendirdiği, resen araştırma yapılmasının gerekeceği gözardı edilerek sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Yapılacak …, davalı işyerinin uyuşmazlık dönemine ait dönem bordrolarında çalışmaları bulunanlar içerisinden özellikle… ve …’un davalı tüm dönemleri içerir çalışmasının bulunması gözönüne alınarak bu kişilerin ve adları resen belirlenecek bordro tanıklarının beyanlarına başvurmak, bordro tanıklarının beyanlarının yetersiz olması durumunda davanın kamu düzenini ilgilendirdiği de dikkate alınarak araştırmanın genişletilip bu dönemlerde çalışması bulunan komşu işyeri işverenleri ve bu işverenler tarafından çalışmaları Kuruma bildirilen kimseler zabıta marifetiyle belirlenip beyanlarına başvurularak, tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 03.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.