YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13598
KARAR NO : 2012/556
KARAR TARİHİ : 30.01.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, sigortalılık başlangıç tarihinin 02/06/1980 olduğunun ve 01/12/2006 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Davacı, sigorta başlangıç tarihinin 02/06/1980 olduğunun tespiti ile 01/12/2006 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasını istemiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı sonucunda davacının 02/06/1980 tarihinde bir gün süre ile çalıştığının tespitine ve 01/12/2006 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmiş ise de bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup usul ve yasaya aykırıdır.
Davacıya ait 02/06/1980 tarihli işe giriş bildirgesinin davalı Kurum’a süresi içerisinde verildiğine dair uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Gerçekten; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasa’sının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. Yöntemince düzenlenip süresi içerisinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe alınmış olduğunu gösterirse de fiili çalışmanın varlığının ortaya konulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez. Sigortalılıktan söz edebilmek için, çalışmanın varlığı, Yargıtay uygulamasında 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesine dayalı sigortalılığın tespiti davaları yönünden kabul edilen ilkelere uygun biçimde belirlenmelidir. Zira, sigortalılığın başlangıcına yönelik her dava sigortalılığın tespiti istemini de içerir. Aksine düşünce, özellikle yaşlılık aylığının kabulü için öngörülen sigortalılık süresi yönünden çalışanlar ile çalışmayanlar arasında adaletsiz ve haksız bir durum yaratır. Bu nedenle, işe giriş bildirgesinin verildiği ancak yasal diğer belgelerin bulunmadığı durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olaya gelince; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği ortadadır. Gerçekten tanık sözlerinin yetersiz olduğu, yapılan inşaat işine ait belgeler getirtilmemiş, inşaat ruhsatından sonra davacının çalışıp çalışmadığı, ne iş yaptığı, babası …’nın SSK dosyasının istenmediği, biten binada sıva işinde kimin çalıştığının saptanmadığı görülmüştür.
Yapılacak iş; 02/06/1980 tarihli bildirgenin verildiği işyerinin 506 sayılı Yasanın 5. maddesi gereğince, 03/09/1979 tarihinde yasa kapsamında olan bir işyeri olduğu iş yeri dosyasının “İz” olduğu Belediyece inşaat ruhsatının 22/06/1975-03/09/1979 tarihleri arasında olduğu, bu iş yerinden dönem Bordroları verilmediği, komşu iş yeri tanık ifadelerinin yetersiz olduğunun anlaşılmasına göre, davacıyı yakından tanıması gereken o iş yerine yakın komşu iş yeri tanıkları zabıtanın tespiti ile dinlenmek, yapılan işe ait belgeler Belediye varsa SSK’dan, inşaat sahibinden istenmek sıva işini davacının babasına verildiğinin tanıklarca ifade edildiğine göre babasının SSK dosyası varsa getirtilmek ve davacının inşaat ruhsatından sonra ne yaptığı hangi işte çalıştığı çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 30/01/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.