Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/13601 E. 2012/594 K. 30.01.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13601
KARAR NO : 2012/594
KARAR TARİHİ : 30.01.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Av. … 9.12.2009 tarihli dilekçesi ile 15.2.2009 tarihinde ölen davalı … vekili olarak kararı temyiz etmiş ise de; 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 397/1 maddesine göre ölüm ile vekalet sözleşmesi sona ereceğinden Av. …’nun vekalet görevinin ölüm ile birlikte sona ermesi ve mirasçılar adına düzenlenmiş vekaletnamelerin de dosyaya sunulmadığı gözetilerek Av. …’nun 9.12.2009 tarihli temyiz dilekçesinin REDDİNE,
2-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davalı …’ın aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
3-Dava, iş kazasına uğrayan davacının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkeme, davalı … yönünden davanın reddine, davalı …’a karşı açılan davanın kabulü ile 18.844,46 TL maddi tazminatın ve 15.000,00 TL manevi tazminatın 2.3.2004 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı …’dan alınarak davacıya verilmesine karar vermiştir.
Davacının iş kazası sonucu % 17 oranında sürekli işgöremezliğe uğradığı olayda davacının % 10 , davalı işveren …’ın % 90 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı , olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince almamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23/06/2004, 13/291-370 )
Bu ilkeler ve davacının maddi ve manevi tazminat istemlerini işverenin tam kusuruna dayandırdığı halde 2.3.2004 tarihinde meydana gelen iş kazasında % 10 oranında kusurunun bulunduğu ve bu nedenle davacının karşı kusuru nedeniyle 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 44.maddesine göre manevi tazminat isteminden uygun bir indirim yapılması gerektiği gözetildiğinde davacı yararına hükmedilen 15.000,00 TL manevi tazminatın fazla olduğu ortadadır.
O halde davalı …’ın bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve daha uygun bir miktara hükmedilmek üzere karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 30/01/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.