Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/5996 E. 2012/1273 K. 07.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5996
KARAR NO : 2012/1273
KARAR TARİHİ : 07.02.2012

MAHKEMESİ : … İş Mahkemesi

Davacı, 01/06/2005 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitiyle, biriken yaşlılık aylıkların yasal faiziyle tahsiline yersiz alınan primlerin davalı Kurum’dan alınmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine
2-Dava, davacının yaşlılık aylığı başlangıcının 01.06.2005 olduğunun tespitiyle, 01.06.2005 tarihiyle aylığın bağlandığı 01.04.2008 tarihi arasında birikmiş aylıkların ödenmesi gereken tarihten yasal faiziyle, ayrıca Kurumca fazla tahsil edilen toplam 8.324,38 TL’nin yatırılış tarihlerinden yasal faiziyle tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kısmen kabulüyle; davacıya 01.07.2006 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitiyle, 2006/7-8-9. aylara ait aylıklara 01.10.2006 tarihinden itibaren, sonraki aylıklarına ödeme tarihlerinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, davalı Kurum tarafından fazlaca tahsil edilen toplam 8.324,38 TL nin Kuruma yatırılış tarihlerini takip eden aybaşından yasal faiziyle davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 20.05.1980 tarihinde 1479 sayılı Yasaya göre tescilinin yapıldığı, vergi kaydının bulunmadığı 20.04.1982-22.03.1985 tarihleri arasında Kurumca sigortalı kabul edilmemesi üzerine kesinleşen tespit kararıyla bu dönemin sigortalılıktan sayıldığı, davacının 08.06.2005 tarihinde kayda alınan Bağ-Kur sigortalılık (T-İB) belgesi üzerine Kurumca verilen 14.06.2005 tarihli cevap yazısında davacının 20.04.1982-22.03.1985 tarihleri arası hariç 30.06.2005 tarihi itibariyle 22 yıl 2 ay 8 günlük sigortalılık süresinin, 04.05.2005 tarihli sigortalılık ekstresine göre de 25 yıl 11 gün sigortalılık süresi ve 4.672,62 TL prim borcunun bulunduğu, davacının 5458 sayılı Yasa’dan yararlanarak 30.06.2006 tarihinde toplu prim ödemesinde bulunup son ödemesinin 28.03.2008 tarihinde gerçekleştiği, 10.09.2009 tarihli ekstreye göre 20.05.1980-28.03.2008 tarihleri arasında kesintisiz 27 yıl 10 ay 8 günlük sigortalılık süresinin ve 22,60 TL’lik cüzi bir fazla ödemesinin olduğu, 28.03.2008 tarihli aylık başvurusu üzerine Kurumca kendisine 10.028 gün prim ödeme gün sayısı üzerinden 2008/4. ay itibariyle yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda davacının sigorta şahsi dosyasındaki 08.06.2005 tarihinde kayda alınan Bağ-Kur sigortalılık (T-İB) belgesinin tahsis talebi olmayıp sadece sigortalılık formu olduğu, bunun haricinde de 28.03.2008 tarihinden önce Kurum kaydına alınmış herhangi bir tahsis talebinin bulunmadığı, kaldı ki 10.09.2009 tarihli ekstreden de anlaşıldığı üzere 20.05.1980-28.03.2008 tarihleri arasında 27 yıl 10 ay 8 günlük sigortalılık süresine ilişkin borcunun bulunmadığı ve 22,60 TL’lik cüzi bir fazla ödemesinin olduğu yani, davacının 30.06.2006 tarihinde 5458 sayılı yapılandırma yasasından yararlanarak yapmış olduğu prim ödemelerinin birikmiş prim borçları olduğu ve bu tarihten sonra tahsis (28.03.2008) tarihine kadar yaptığı cari prim bu ödemelerinin 27 yıl 10 ay 8 günlük sigortalılık süresinin karşılığı olduğu gibi ödenen bu süresi (10.028 gün) esas alınarak yaşlılık aylığı bağlanmakla; davacının hem 28.03.2008 (tahsis) tarihinden önce usulüne uygun ve yasal bir tahsis talebi olmadığından, hem de yapmış olduğu tüm ödemelerinin 2008/4. ay itibariyle bağlanan yaşlılık aylığında değerlendirilmiş olması itibariyle, Kurum aylık bağlama işlemlerinde yasal olmayan herhangi bir yön bulunmadığı gözetilmeksizin davanın reddi gerekirken, açıklanan maddi olgulara ve hukuki duruma uygun düşmeyen bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle yazılı olduğu şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 07/02/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.