YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13701
KARAR NO : 2010/14679
KARAR TARİHİ : 24.12.2010
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali, tescil veya tazminat davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 15.06.2010 gün ve 2010/4354 – 7106 sayılı ilamiyle bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacılar … ve … …. vekili ile davacı … vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … ve 11 arkadaşı 2001/432, … 2001/109, … 2001/121, … ….. 2001/129, … ise 2003/531 esas sayılı davalarda , yüklenici ve arsa sahibi kooperatifi hasım göstererek tapu iptali ve tescil talebinde bulunmuşlardır.
Birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davalı arsa sahibi kooperatif, davanın reddini savunmuş, yüklenici davalı ise yargılamaya katılmamıştır.
… ve arkadaşlarının açtığı davada … dışındaki diğer davacılar davalarından feragat etmişler, …’in tazminat isteminin kabulüne, …, … ve … ….’nun da tazminat istemlerinin kabulüne, …’nun açtığı davanın ise reddine karar verilmiştir. Hükmün … tarafından temyizi üzerine yerel mahkeme kararı Dairemizce tüketici mahkemesinin görevli olduğundan bahisle bozulmuştur.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sırasında … tapu kayıtlarının iptalini istediği bağımsız bölümlerin malikleri ve arsa sahibi ile yükleniciye karşı tapu iptali tescil, olmadığı takdirde tazminat istemli davalar da açmış, açılan davalar birleştirilmiş, yapılan yargılama sonunda; mahkemece davacı …….,…..,……. … … ve……’ın davalarının feragat nedeniyle reddine,
Davacı …’in tapu iptali ve tescil isteminin reddine, tazminat isteminin yüklenici şirket yönünden kabulüne,
Davacı …, … ve … …’nun davalarının HUMK.nun 409. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına,
Davacı …’nun tapu iptali ve tescil, kooperatif üyeliğinin tespiti ve tahliye istemlerinin reddine, tazminat isteminin yüklenici şirket ve şirket ortakları …, … ve …. yönünden kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü davacı …, …, … ….., davalı arsa maliki …..Konut Yapı Kooperatifi, davalı yüklenici …… Turizm Sanayi Tic. Ltd. Şti. Ve şirket ortakları …, … ve…. temyiz etmişlerdir. Verilen karar Dairemizce;
“…1-Yapılan yargılamaya, delillere ve dosya içeriğine göre davacı …, …, … …..ve davalı yüklenici ….. Turizm Sanayi Tiç. Lmt. Şti.nin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiş ve reddi gerekmiştir.
2-Davalı yüklenici şirket ortakları …, … ve ……’nin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede;
Davada ikinci kademede tazminat talebinde bulunulmuştur. Davacı akidi olan yükleniciden Borçlar Kanunun 96. maddesine dayanarak ademi ifa nedeniyle tazminat isteyebilir. Buradaki borcun nedeni, borçlunun (yüklenicinin) taahhüdünü ihlal etmesidir. Davacı … 25.09.1997 ve 14.08.1998 günlü noterde düzenlenen temlik sözleşmelerine dayanmıştır. Anılan sözleşmelerin tarafı davalı yüklenici …. Turizm İnşaat Sanayi Ltd. Şti. Türk Ticaret Kanunun hükümlerine tabi bir ortaklık olup ortaklarından ayrı bir tüzel kişiliğe sahiptir. ….. şirketin yapmış olduğu taahhüt işlemi nedeniyle temlik sözleşmelerinde taraf olmayan şirket ortakları …, … ve …..’nin tazminat miktarından sorumlu tutulmaları bu nedenle doğru değildir.
3-Davalı arsa maliki ….. Konut Yapı Kooperatifinin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede;
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 12. maddesi hükmü uyarınca konusu para olan veya para ile değerlendirilebilen bir şey olan davalarda vekalet ücreti nispi tarifeye göre hesaplanması gerekir. Taşınmazlar üzerindeki mülkiyet hakkı para ile değerlendirilebilen haklardan olduğundan reddedilen tapu iptali ve tescil davası nedeniyle davalı arsa maliki ….. Konut Yapı Kooperatifi yararına dava dilekçesinde gösterilen ve harcı yatmış dava değeri üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmolunması doğru olmadığından karar bozulmalıdır” denilerek bozulmuştur.
Bozma kararına karşı, birleştirilen 2001/121 esas sayılı davanın davacısı … ve birleştirilen 2001/129 esas sayılı davanın davacısı … ….. karar düzeltme isteminde bulunmuşlardır.
Daha önce temyiz isteminde de bulunan karar düzeltme talep edenlerin istemleri, kendileri hakkında verilen kararların temyiz edilmemesi nedeniyle kesinleştiği, …’nun kendisi hakkında verilen hükmü temyiz etmesi üzerine verilen bozma kararının kesinleşmiş hükümler açısından etkili olmayacağı noktasında toplanmaktadır.
Yukarıda da açıklandığı gibi karar düzeltme isteminde bulunan davacılara ait iki dava dışında üç ayrı dava daha birleştirilmiş, birleştirilen davaların hepsi hakkında ayrı ayrı hükümler kurulmuş, bu davalardan sadece davacı … hakkında verilen hükme karşı temyiz yoluna başvurulmuş ve karar bozulmuştur. Bu bozma kararının hükmü temyiz etmeyen diğer birleştirilen davaların davacılarını etkileyip etkilemeyeceği, başka bir anlatımla onlar hakkında verilen kararların kesinleşip kesinleşmediği hususunun açıklığa kavuşturulabilmesi için davaların birleştirilmesi kurumu ve birleştirilen davalar açısından uygulanacak usul hükümlerine değinmek gerekmektedir.
Bireyler arsındaki uyuşmazlıkların yargıya intikalinden sonra başlayan yargılama faaliyetinin ilkelerini usul kuralları (Yargılama Hukuku İlkeleri) belirler. Yargılama hukukunun temel ilkelerinden birisi de, her davanın ayrı yargılamayı gerektirmesidir. Davaların birleştilmesi bu kuralın en önemli istisnasını oluşturur. Bu istisnanın kabul edilmesinin temelinde de yine yargılama hukuku ilkeleri yatmaktadır.
Gerçekten de mahkemeler aracılığı ile maddi hakları korumayı amaçlayan Devlet, uyuşmazlığı kısa sürede, basit ve hızlı yöntemlerle çözüme ulaştırmalıdır. Uyuşmazlıkların çözümü yöntemlerini düzenleyen yargılama hukukunun amacı da sadece çözüme ulaşmak değil, bu çözümün de adalete ve gerçeğe uygun olmasını sağlamaktır.
Davaların birleştirilmesi, hukuk yargılamasının yukarıda belirtilen amaçlarına hizmet eden araçlardandır. Benzer ya da aynı doğrultuda karar vermeyi gerektiren durumlarda davalar birleştirilerek ortak yargılama sürecine girildiğinde, deliller birlikte toplanarak gereksiz zaman kaybı ve masraf yapılmasının önüne geçilmekte, böylece basit, ucuz ve hızlı yargılama ile usul ekonomisi amacı gerçekleşmiş olmaktadır. Diğer yandan, tarafların yargılamayı uzatmaya yönelik ve farklı karar alma yönündeki çabaları engellenmekte, dürüstlük kuralına uygun davranmaları sağlanmaktadır. Bu yöntemle ayrıcı hukuki sorunun parçasını oluşturan ya da benzer sorunlar nedeniyle aynı doğrultuda karar vermeyi gerektiren davalarda çelişkili karar verilmesi önlenmekte ve hukuki istikrar sağlanmaktadır.
Bu nedenlerledir ki, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 45. maddesinde davaların aynı sebepten doğması veya biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması halinde aynı ya da ayrı mahkemelerde görülmekte olan davaların birleştirilebileceği hükmü düzenlenmiştir.
Birleştirme kararı ile aynı mahkemede aynı yargılama sürecine giren davaların bağımsızlıklarını koruduğu kuşkusuzdur. Davalar biraraya getirilerek eş zamanlı yargılama yapılırken aslında, her dava için ayrı yargılama yapılması gerektiği kuralının eş zamanlı yargılama içinde sürdüğünü söylemek de yanlış olmaz. Çünkü tarafların hak ve yükümlülükleri her dava içinde ayrı ayrı sürmektedir. Bir davada uygulanan usul hükümlerinin diğer davaya teşmili mümkün değildir. Örneğin; davalardan birinin davacısı davasını takip etmediğinde diğerlerinin kendi davalarını takip etmeleri onun davası açısından davanın başvuruya bırakılması kararı verilmesine engel olamayacaktır. Bir davanın davacısı için davacının başvurduğu yemin delili diğer davanın davacısı için de geçerli olmayacak, her davanın temyizi kabil olup olmadığı ayrı ayrı değerlendirilecek, temyiz süreleri her biri için ayrı ayrı işleyecek, temyiz yoluna başvurmayan davacı temyiz sonucundan yararlanamayacaktır.
Birleştirme kararı verilmesinden sonra birlikte görülmeye başlanan davalar, tahkikatın tamamlanmasından sonra birlikte karar bağlanırlar. Ancak burada tek bir hüküm değil, istem sonuçlarının her birini karşılayacak şekilde karar verilmelidir. Görünüşte tek bir hüküm bulunsa bile bu hükmün içerik olarak istem sonuçlarının tamamı hakkındaki kararı içermesi gerekmektedir.
Somut olayda da; birleştirilen davaların tamamı davalı arsa sahibi kooperatif ile davalı yüklenici ….. Turizm Sanayi Tic. Ltd. Şti. Arasında düzenlenen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yapılacak binalardan bağımsız bölüm satın alan kişilerin, satın aldıkları bağımsız bölümlerin tapularının kendilerine verilmemesi nedeniyle, tapu iptali tescil ve tazminat istemli davalar açmışlardır. Davaların aynı kişilere yöneltilmesi ve temel ilişkinin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine dayanması nedeniyle davalar birleştirilmiştir. Böylece eş zamanlı yargılama yapılarak her dava için araştırılması gereken yüklenicinin edimini yerine getirip getirmediği hususu araştırılmış, usul ekonomisi ilkesine işlerlik kazandırılarak farklı karar verilmesini de önüne geçilmiştir. Yapılan yargılama sonucunda başlangıçta birleştirilen beş dava için ayrı ayrı hüküm kurulmuş, tarafların hak ve yükümlülükleri ayrı ayrı karara bağlanmıştır. Bunlardan sadece birleştirilen …’nun 2003/531 esas sayılı davası için verilen ret kararı … tarafından temyiz edilmiş ve bu karar bozulmuştur.
Bozma kararına uyulduktan sonra mahkemece hakkında verilen nihai kararlarda kesinleşen davacıların davaları da dahil olmak üzere görevsizlik kararı verilmiştir. Birleştirme kararı ile davaların tek bir dava haline gelmediği, sadece yargılamanın birleştiği, buna bağlı olarak da hakkında verilen kararlar temyiz edilmeyerek kesinleşen davacılar yönünden bozma kararının etkili olmayacağı hususu gözetilmeden şekli anlamda kesinleşmiş hükümlerin yeniden yargılama sürecine sokulması doğru görülmemiştir.
Mahkemece sadece …’nun davası yönünden görevsizlik kararı verildiği kabul edilerek bu dava ve yine …’nun sonradan açarak ilk davası ile birleştirilen davalar yönünden araştırma ve inceleme yapılarak sonuca gidilmesi gerekirken kesinleşen davalar hakkında da hüküm kurulması doğru görülmemiş bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
Bu arada temyiz aşamasında birleştirilen davaların davacılarından … davasından feragat ettiğine dair dilekçe vermiş ise de … hakkında verilen hüküm kesinleştiğinden bu feragat davadan değil, maddi haktan feragat niteliğinde kabul edilerek bu dilekçedeki istem hususunda bir karar verilmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacıların karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Dairemizin 15.06.2010 tarih 2010/4354 – 7106 sayılı bozma ilamının 1.maddesinde yer alan …, … ….. isimlerinin çıkarılmasına, bozma ilamına 4.madde olarak “… ve … ….’nun temyiz itirazlarının kabulüne” cümlesi eklenerek kararın yukarıda açıklanan gerekçelerle de BOZULMASINA, peşin alınan harçların istek halinde yatıranlara iadesine, 24.12.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.