Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/2682 E. 2010/11869 K. 22.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2682
KARAR NO : 2010/11869
KARAR TARİHİ : 22.09.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının kendisi hakkında İzmir 16.İcra Müd’nün 2002/2347 sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus yolla icra takibi yaptığını, takip konusu olarak 24/02/2001 düzenleme ve 26/06/2001 vade tarihli 25.000,00 YTL bedelli senedin işleme konulduğunu, ancak davalı ile arasında borç doğurucu her hangi bir işlem olmadığını, takip konusu yapılan senet kambiyo senedi vasfına haiz olmadığını ve söz konusu senet bedeli üzerinde davalı tarafından oynama yapıldığını, bu nedenle ceza davası açıldığını, senedin kambiyo senedi olmadığına dair verilen kararın kesinleştiğini belirterek, hem davalı ile arasında her hangi bir borç alacak ilişkisinin olmaması hem de senedin kambiyo niteliklerine haiz olmaması nedeni ile bu senetten dolayı davalıya borcu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, bu davada davalının 24/02/2001 düzenleme ve 26/06/2001 vade tarihli 25.000,00 YTL bedelli senedi icra yoluyla tahsil etmek istemesine karşı borçlu bulunmadığının tespitini istemiştir. Mahkemece öncelikle, davanın İİK.nun 72. maddesi anlamında süresinde açılmış bir dava olmadığı ve davalının ceza davasında beraat ettiği gerekçesiyle menfi tespit davasının koşulları oluşmadığından davanın reddine karar verilmiştir. Hemen belirtmek gerekirse, İİK’nda menfi tespit davası açılması için belirlenmiş bir sürenin olmadığı açıktır. Her ne kadar davalı … hakkında İzmir
2010/2682-11869
1.Asliye Ceza Mah.nin 2004/442 sayılı dosyası ile özel belgede sahtecilik suçlamasıyla aleyhinde açılan kamu davası sonucu beraat etmiş ise de, bu dosya için aldırılan bilirkişi raporunda; rakamların farklı olduğunun, ancak hangi aşamada yazıldığının tespitinin mümkün olmadığı, değişikliğin çıplak gözle fark edildiğinin belirlendiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla hakim ceza davasındaki bu beraat kararı ile bağlı değildir. Taraflardan tüm delileri sorularak sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken eksik incelme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 22.9.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.