Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/4055 E. 2012/6125 K. 16.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4055
KARAR NO : 2012/6125
KARAR TARİHİ : 16.04.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 01/06/1986 tarihinde l gün süreyle çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

Davacı, Veysel Koyuncuya ait işyerinde 01.06.1986 tarihinde en az 1 gün süre ile çalıştığının tespitini istemiştir.
Mahkemece, istemin reddine karar verilmiştir.
Davacının tespitini istediği süreye ilişkin işe giriş bildirgesinin … adına verildiği, ancak davacının adının baş harfinin (F) üzeri çizilmiş olup, mahkemece davanın red gerekçesi olarak adının …mi Yoksa …mi olduğunun tespit edilememesi nedeninin gösterilmesine göre, bu tür davalarda gösterilmesi gereken özenin gereğince gösterilmediği, sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi için; Sosyal Güvenlik Kurumunda ve işveren yanında bulunan prim bordroları ile davacının imza ve fotoğraflarını içeren işe giriş bildirgeleri, ücret tediye bordroları getirtilerek imza ve fotoğrafın davacıya ait olup olmadığı konusunda benzerlik incelemesi yaptırılmalı, davacıya yakından tanıması gereken işveren, müdür, şef, ustabaşı, çalışma arkadaşları gibi işyerleri kayıtlarında yer alan tanıklar dinlenmeli, nüfus kaydı celbedilip giriş bildirgelerindeki nüfus bilgileri ile karşılaştırılmalı, farklılıkların sebepleri araştırılmalı, deliller hep birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre karar verilmelidir.
Somut olaya gelince; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği ortadadır.
Mahkemece 1.7.1986 tarihli işe giriş bildirgesindeki imza ile tatbiki medar imzalar ile ilgili bilirkişi incelemesi yaptırılmamış, yine dinlenen tanıkların işe giriş bildirgesinin verildiği işyeri çalışanlarından olmamaları nedeniyle tanık sözlerinin yeterli inandırıcılıkta bulunmadığı gözetilmeyerek sonuca gidilmiş olması hatalı olmuştur.
Yapılacak iş; 1.7.1986 tarihli bildirgenin verildiği işyerinin dönem bordrolarını ve varsa imzalı ücret bordrolarını getirtmek, aynı dönemde davacıyla birlikte aynı işyerinde çalışan kişilerin tanık olarak beyanlarına başvurmak, aynı dönemde çalışan yok ise, zabıta marifetiyle tespit edilecek işyerine komşu olan diğer işyerlerinde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının bu kayıtları celbedilerek, çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, işyerinin yasa kapsamına alınma tarihini Kurumdan sormak, davacıya ait ve nüfus kütük bilgileri üzerinde araştırma yapılarak bildirgedeki isim davacıya aidiyetini ve farklılık nedenlerini araştırmak, 1.7.1986 tarihli işe giriş bildirgesindeki imzanın davacıya ait olup olmadığı konusunda, davacı tarafından daha önce imzalanmış olabilecek; seçim müdürlüğü, askerlik şubesi başkanlığı, evlendirme dairesi, adliye, banka, …, su, telefon abonelikleri, noterlik gibi kurumların kayıtlarının celbedilerek Adli Tıp Kurumundan rapor almak ve tüm deliller bir arada değerlendirilerek gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 16.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.