YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11128
KARAR NO : 2010/12487
KARAR TARİHİ : 11.11.2010
MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 24.09.2008 gününde verilen dilekçe ile ve karşı davada müdahalenin meni ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen 22.03.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı (k.davacı) tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Asıl davada 406 parsel sayılı taşınmazın elbirliği maliklerinden biri olan davacı diğer elbirliği maliki davalının kullanma taksimi suretiyle kendisine bırakılan taşınmazın sınırına muhtelif ağaçlar diktiğini, ağaçların yaptığı ziraate olumsuz etkileri olduğunu ileri sürerek ağaçların kesilmesine karar verilmesini istemiştir.
Karşı davacı ve davalı …, kullanma taksiminde kendisine bırakılan yere de davalının elatmasını olduğunu belirterek vaki elatmanın giderilmesine karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece asıl dava kabul edilmiş, karşı davada elatma olduğu saptanmadığından karşı dava reddedilmiştir.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden 406 sayılı parselin tarafların ortak miras bırakanı … adına tapuda kayıtlı bulunduğu, … ’ın bu davanın tarafları dışında başka miraçları da olduğu, terekesinin elbirliği mülkiyeti rejimine tabi bulunduğu anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanununun 701 ila 703 maddelerinde düzenlenen elbirliği mülkiyeti “Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti” şeklinde tanımlanmaktadır. Elbirliği mülkiyetinde hiçbir ortağın tasarruf edebileceği pay söz konusu değildir. Mülkiyet hakkı taşınmazın her yerinde elbirliği ile ortaklara aittir. Ancak, elbirliği maliklerinin tamamının katılmak suretiyle bir kullanma sözleşmesi yapılmışsa elbirliği malikleri ahde vefa (söze sadakat) kuralı gereği bu sözleşme ile bağlı kılınabilir.
Somut uyuşmazlıkta; … mirasçılarının yaptığı bir kullanma sözleşmesi bulunmadığından ve taraflar taşınmazdan yararlandıklarından muayyen bölüme yönelik olarak açılan asıl davanın da reddi gerekir.
Mahkemece bu yön gözardı edilerek orta yerde … mirasçılarını bağlayıcı bir kullanma sözleşmesi varmış gibi asıl davanın kabulü doğru değildir.
Karar açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 11.11.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.