YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/23237
KARAR NO : 2013/12674
KARAR TARİHİ : 28.05.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, fazla mesai, hafta tatili ücretinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, davacının davalı şirkete ait işyerinde 17.02.2007-30.04.2011 döneminde çalıştığını, işyerinden evlenme nedeniyle ayrıldığını işçilik alacaklarının ödenmediğini beyanla fazla çalışma, ve hafta tatili ücret alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, işyerinde 3 vardiya halinde çalışıldığını, vardiyaların 08.00-16.00, 16.00-24.00, 12.00-20.00 saatleri arasında gerçekleştiğini buna göre davacının fazla mesaisinin bulunmadığını, davacının tüm hizmet sürecince vardiya usulünce çalıştırıldığını, haftada bir gün izin kullandırıldığını, davacının işyerinden ayrılırken işvereni ibra ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, karara esas alınan bilirkişi hesap raporunda hesaplanan tutarlardan % 30 oranda hakkaniyet indirimi yapılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
İş sözleşmelerinde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dahil olduğu yönünde kurallara sınırlı olarak değer verilmelidir. Dairemiz, 270 saatle sınırlı olarak söz konusu hükümlerin geçerli olduğunu kabul etmektedir.
Günlük çalışma süresinin onbir saati aşamayacağı kanunda emredici şekilde düzenlendiğine göre, bu süreyi aşan çalışmaların denkleştirmeye tabi tutulamayacağı, zamlı ücret ödemesi veya serbest zaman kullanımının söz konusu olacağı kabul edilmelidir.
Fazla çalışmanın belirlenmesinde, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 68. maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin de dikkate alınması gerekir.
Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca son yıllarda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır. Ancak fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir. Yapılacak indirim, işçinin çalışma şekline ve işin düzenlenmesine ve hesaplanan fazla çalışma miktarına göre taktir edilmelidir..
Dosya içeriğine göre davacının davalı şirkete ait değişik işyerlerinde 17.02.2007-30.04.2011 tarihleri arasında müdür olarak çalıştığı, işyerinden evlik nedeniyle 30.04.2011 tarihinde ayrıldığı anlaşılmaktadır. Davacı işyerinde çalıştığı tüm süresince çalıştığı bütün işyerlerindeki çalışma saatlerini bildirmek suretiyle fazla çalışma ve hafta tatili karşılığı ücret alacağı isteğinde bulunmuştur. Karara esas alınan hesap raporunda davacının işe giriş çıkış saatlerini gösteren işyeri kayıtları sunulan 01.01.2011 – 13.03.2011 arası dönem için günlük 7,5 saatten fazla çalışma süresi için hesaplama yapılmış, kayıt olmayan dönem için ise davacı tanıklarının beyanlarına göre fazla çalışma ücreti hesaplanmıştır.
4857 sayılı Kanun’un 41. maddesine göre fazla çalışma, kanunda yazılı koşullar çerçevesinde haftalık 45 saati aşan çalışmalar olup, haftalık çalışma saati yerine davacının çalışma saatini gösteren işyeri kayıtları bulunan dönem için günlük çalışma saatine göre 7,5 saatlik çalışma süresini aşan süreler için için yapılan hatalı hesap raporuna itibarla fazla çalışma ücretinin kabulü hatalıdır.
3- Davacının işyerinde tanık beyanlarına göre davalı işyerinde fazla mesai yapıldığı yönündeki iddiası genel olarak doğrulanmakta ise de davacı tanıklarının davacının çalıştığı her bir işyeri hakkında genel olarak tek tip çalışma düzeni beyan ettikleri, davacının çalışma süresince davacı ile birlikte çalışmadıklarından davacının çalışma saatleri hakkında ayrıntılı malumatları olmadığı, yine davacı tanığı…’in davalı işveren hakkında işçilik alacağı
davası açmış olması kabulünde menfaat sahibi olduğu, davacının işyeri kaydı bulunmayan dönem için fazla çalışma iddiasını usulüne uygun olarak ispatlayamadığı anlaşıldığından sözkonusu dönem için fazla çalışma ücret isteğinin reddi yerine yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
4- Davacı hafta tatili kullanmadığı iddiasıyla hafta tatili ücreti isteğinde bulunmuş, mahkemece tanık beyanlarına göre yeni mağaza açıldığında davacının hafta tatilinde çalıştığı kabul edilerek 01.01.2009- 31.03.2009 arası dönem için hesaplanan hafta tatili ücreti hüküm altına alınmıştır. Davacı tanığı… haftada bir gün izin kullandıklarını beyan etmiş diğer davacı tanığı ise ayda 1-2 gün hafta tatili izni kullanıldığını beyan etmişlerdir. Davalı tanıkları ise haftada bir gün izin kullanıldığını beyan etmişlerdir. Dosyada davalı şirketin yeni şube açıldığına ve davacının hafta tatilinde çalışma yaptığına dair tanık beyanından başka bir işyeri kaydı bulunmamaktadır. Bu itibarla davacının hafta tatili ücretine hak kazanacak şekilde çalıştığı ispat edilemediğinden hafta tatili ücreti isteğinin reddi yerine kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 28.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.