Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/3939 E. 2012/21807 K. 03.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3939
KARAR NO : 2012/21807
KARAR TARİHİ : 03.12.2012

MAHKEMESİ :… Mahkemesi

Davacı, Kurum işleminin iptaliyle, kesilen aylıkların yeniden bağlanmasına, bu sebeple Kuruma yapılan ödeme ve tedavi giderlerinden dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı; 3201 sayılı Yasa’ya göre yurtdışı hizmetlerini borçlanarak bağlanan yaşlılık aylığının, Türkiye’de 1479 sayılı Yasa kapsamındaki çalışması nedeniyle iptal edildiğini belirterek Kurum işleminin iptaline, Kurum’a borçlu olmadığının tespitine, kesilen aylıkların kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanarak ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiştir,.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 7.743 günlük 1479 sayılı Yasa kapsamındaki hizmeti, 600 günlük askerlik borçlanması ve 726 günlük yurtdışı borçlanması hizmeti nedeni ile davacıya 01.01.2009 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, davacının 1987 yılından beri vergi kaydının devam ettiği, ayrıca davacının limited şirket ortaklığının da devam ettiği, davacıya yaşlılık aylığı bağlandığı tarihte davacının 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesinin I/d bendine göre sigortalı olduğu, 5754 sayılı Yasa ile değişik 3201 sayılı Yasa’nın 6/B maddesine göre; bu Kanun kapsamında aylık bağlananlardan yeniden çalışmaya başlayanların aylıklarının çalışmaya başladıkları tarihten itibaren kesilmesi gerektiğinin düzenlendiği ve Kurum tarafından davacıya bağlanan yaşlılık aylığının bağlandığı tarih itibariyle iptaline karar verilerek yersiz ödenen yaşlılık aylıklarının iadesinin istenildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık; yurtdışında geçen çalışmaların borçlanılması sonucu sigortalıya yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra, sigortalının Türkiye’de sosyal güvenlik kurumlarına tabi olacak şekilde çalışması durumunda 3201 sayılı Yasa’nın 6/B maddesi uyarınca yaşlılık aylığının kesilip kesilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan 3201 sayılı Yasanın 6. maddesinin “B” bendinde “ Kanun hükümlerinden yararlanmak suretiyle aylık bağlananlardan Türkiye’de sigortalı çalışmaya başlayanların aylıkları, tekrar çalışmaya başladıkları veya ikamete dayalı bir ödenek almaya başladıkları tarihten itibaren kesilir. 31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun sosyal güvenlik destek primi hakkındaki hükümleri, bu Kanun hükümlerinden yararlanmak suretiyle aylık bağlananlar için uygulanmaz. ” düzenlemesine yer verilmiştir. Her ne kadar, anılan Yasa’da 19.06.2010 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 5997 sayılı Yasa’nın 15. maddesi ile yapılan değişiklikle, 3201 sayılı Yasa’dan yararlanmak suretiyle aylık bağlananların, Türkiye’de sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışabileceği belirtilmiş ise de yürürlük tarihi ve her yasanın kendi yürürlük döneminde uygulanması gerektiği gözetildiğinde, anılan değişikliğin davacı lehine uygulama olanağı bulunmamaktadır.
Mahkemece, 5997 sayılı Yasa’nın 15. maddesi ile 3201 sayılı Yasa’nın 6/B maddesinde yapılan değişikliğin, yürürlüğe girdiği 19.06.2010 tarihinden önceki uyuşmazlıklara uygulanmasının mümkün olmadığı, bu nedenle Kurum işleminin yerinde olduğu gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olmuştur. (HGK 2012/211-196 Esas,2012/396 Kararda aynı yöndedir. )
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum’un bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 03.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.