Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/9800 E. 2012/4714 K. 27.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9800
KARAR NO : 2012/4714
KARAR TARİHİ : 27.03.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı murisi, sigortalı olarak çalıştığı işyerinde bulunduğu sırada meydana gelen ölüm olayının iş kazası olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R
Dava, davacılar murisi …’in ölümü ile sonuçlanan zararlandırıcı olayın iş kazası olduğunun tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiştir.
506 sayılı Yasa’nın 27. ve müteakip maddelerinde (5510 Sayılı yasa madde 13 vd.)işverenin iş kazasını en geç iki gün içinde Sosyal Sigortalar Kurumu’na bildirmekle yükümlü olduğu, haber verme kağıdındaki bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında gerekirse Kurum’ca soruşturma yapılabileceği ve varılan sonucun en geç üç ay içinde ilgililere yazı ile bildirileceği, ilgililerce yetkili mahkemeye başvurularak Kurum kararına itiraz olunabileceği, itiraz halinde Kurum kararının ancak mahkeme kararının kesinleşmesi ile kesin hale geleceği bildirilmiştir.
Olayın iş kazası sayılması gerektiğinin tesbitine ilişkin davanın asıl amacı, 5510 sayılı Yasa gereğince sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanmasının teminine yöneliktir. Ancak gelir bağlanmasa bile sigortalının tedavi gideri gibi başka sigorta kollarından yardım talebinde bulunma olasılığı da vardır. Diğer yandan bir sosyal sigorta olayının iş kazası sayılıp sayılmaması işverenin dahi hak alanını ilgilendirir. Zira işveren kusurlu ve de olayda iş kazası ise, kurum bağladığı gelirin peşin değerini 5510 sayılı Yasa’nın 21. maddesi gereğince işverenden isteyebilecektir.
Somut olayda husumet yalnızca davalı SGK ‘na yöneltilmiş, mahkemece işveren … Denizcilik Tur.Taş. Gemi Sn.Tic.Ldt.Şt. hak alanının ilgilendirdiği halde davaya katılmadan yargılamaya devam olunarak sonuca gidilmiştir.
Öte yandan ,5510 Sayılı. Yasa nın 95.maddesinde öngörülen prosedüre göre Kurum sağlık tesislerinin düzenledikleri raporlar üzerine Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı üzerine Sosyal Siortalar Yüksek Sağlık Kurulu’nca sorunun çözümleneceği hükme bağlanmıştır.Davacı taraf sigortalının 17.06.2004 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu üldüğünü iddia ederek Kurum kararına itiraz ettiklerine göre. 95.maddenin öngördüğü prosedür işletilerek itirazı Sosyal Sigortalar Yüksek Sağlık Kurulu na götürmek ,alınan rapora da itiraz halinde sorunu Adli tıp Kurumuna götürmek suretiyle sigortalının geçirdiği iş kazası ile ölümü arasında uygun illiyet bağının olup olmadığının tespit edilmesi 28.06.1976 gün ve 6/4 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının açık hükmü ğeregidir.Dava konusu olayda sözü edilen yasal Prosedür işletilmeden bir davacı tanık beyanına dayalı olarak istemin kabul edilmesi isabetsizdir.
Yapılacak iş;davacı tarafa harcı da yatırılmak suretiyle yöntemince işverenin davaya dahil edilmesi için süre vermek,işverenin gösterdiği delilleri toplamak.tüm deliller birlikte değerlendirmek,5510 Sayılı Yasanın 95(506 Sayılı Yasanın 109.md).maddesinde öngörülen prosedür göz önünde tutularak önce Sosyal Sigortalar Yüksek Sağlık Kurulundan ve gerekirse Adli tıp İhtisas Dairesi ile giderek Adli Tıp Genel Kurulundan murisin geçirdiği iş kazası ile ölümü arasında uygun illiyet bağı olup olmadığı hususu kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlemek ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmektedir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 27/03/2012 günü oybirliği ile karar verildi.