YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/16447
KARAR NO : 2012/15525
KARAR TARİHİ : 25.09.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 01/10/1998-30/06/2004 tarihleri arasında çalıştığının tespitiyle SSK primlerinin davalı işverenden tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2- Dava, davacının 1.10.1998-30.6.2004 tarihleri arasında davalı işverene ait iş yerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, 17.7.2009 tarihinde 2007/222 E., 2009/495 K. sayılı karar ile “davacının davalıya ait işyerinde, 1.10.1998 – 7.8.2002 tarih aralığında sigortalı olarak çalıştığının tesbitine” karar verilmiştir.
Kararın, davalı Kurum vekili tarafından süresinde temyizi üzerine Dairemizce, 4.11.2010 tarih, 2009/13656 E., 2010/10945 K. sayılı ilam ile; “eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiği” belirtilerek, yapılacak iş de gösterilmek suretiyle hüküm bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Ancak bozma ilamında belirtilen hususlar tam olarak yerine getirilmeden “davacının davalıya ait işyerinde, 01.10.1998 – 7.8.2002 tarih aralığında sigortalı olarak çalıştığının tesbitine” karar verilmiştir.
9.5.1960 gün ve 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bozma kararına uyan Mahkeme artık bozma kararı gereğince işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır.
Uyulmasına karar verilen bozma ilamında, “dinlenen ve ifadeleri hükme dayanak alınan tanıkların davacıyla birlikte çalışan ve kayıtlara geçmiş kişiler olmadığı, aynı çevrede başka işverenlerin çalıştırdığı ve bordrolara geçmiş kimseler de olmadığı, öte yandan, işçilik haklarıyla ilgili dosyada verilen ve kesinleşen kararlar, bu tür hizmet tesbiti davalarında kesin delil niteliğinde değil, ancak güçlü delil olarak değerlendirilebileceği, ayrıca, işçilik haklarına ilişkin davanın o davada taraf olmayan Kurumu bağlamayacağı ve bu nedenle bu davada kesin hüküm niteliğinde bulunmadığı belirtilerek, “yapılacak işin, davanın nitelikçe kişilerin sosyal güvenliğine ilişkin olması nedeniyle Mahkemece, doğrudan soruşturma genişletilmek sureti ile davalı işveren tarafından Kuruma verilen dönem bordrolarında ismi geçen tanıkları dinlemek, davacının tesbitini istediği tarihler arasında çalıştığını iddia ettiği işyerine komşu olan işyerlerini belediye, emniyet veya jandarma vasıtasıyla saptamak, saptanan bu işyerlerinin kayıtlarına geçmiş kişileri, başka bir anlatımla, Sosyal Güvenlik Kurumunda kayıtları olan komşu işyeri veya benzer işi yapan işyeri sahiplerinin veya çalışanlarının bilgilerine başvurulmak ve olabildiğince delilleri toplayıp, bunları birlikte değerlendirerek sonucuna göre karar vermek gerektiği” belirtilmiştir.
Buna rağmen Mahkemece, dosya içindeki dönem bordrolarından dava konusu dönemin tamamını bilebilecek nitelikteki tanıkların saptanıp dinlenmesi yerine, davacının bildirdiği ve davalı partide 1.8.2001 – 30.6.2004 tarih aralığında çalışmaları olduğu anlaşılan tanık … ile komşu işyeri tanığı olduğunu iddia eden, ancak bu konuda herhangi bir kayıt bulunmayan Kenan Kandız’ın beyanlarına dayanılarak eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş, mahkemece uyulmasına karar verilen önceki bozma ilamında belirtildiği üzere, dosyada bulunan uyuşmazlık konusu döneme ilişkin ücret bordrolarından tarafsız tanık tespit edip davacının bildirimi yapılmayan çalışması olup olmadığını denetlemek ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalılardan Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 25.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.