Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/9570 E. 2010/11952 K. 23.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9570
KARAR NO : 2010/11952
KARAR TARİHİ : 23.09.2010

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı … ‘ten 7.450-DM’lık hatır çeki aldığını, bu çekin garantisi olarak 7.450-DM’lık bonoyu verdiğini, vadesi geldiğinde çekin bedelini ödediğini, senedin karşılıksız kaldığını ancak davalı … …’ in bonoyu iade etmeyerek diğer davalı …’e ciro etiğini, davalı Yılmaz’ın ise bu senede dayanarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibe başladığını, davalı … ile aralarında akdi ilişki bulunmadığını ileri sürerek, davalılara borçlu olmadığının tespiti ile bononun iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı …, senedin borcuna karşılık davalı … … tarafından verildiğini, iyi niyetli 3. kişi olduğunu savunarak davanın reddini dilemiş, diğer davalı … … davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, bononun çeke karşılık teminat olarak verildiği gerekçesiyle, davalı … … yönünden davanın kabulüne, 07.12.2001 vade tarihli 7.450-DM tutarındaki bono nedeniyle davacının davalı … …’e borçlu olmadığının tespitine, bu davalı yönünden bononun iptaline, diğer davalı …’ in kötü niyetli hamil olduğu kanıtlanamadığından davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2010/9570-11952
2-Davacı, keşide ettiği 07.12.2001 vade tarihli, 7.450-DM bedelli, lehdarı … olan bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. Davalı …, iyi niyetli 3. kişi olduğunu, davalı … …’ ten borcuna karşılık senedi ciro yoluyla aldığını savunmuştur. Dava konusu senet, ciro yolu ile davalı …’e geçmiş olup, tanzim tarihi bulunmadığından BK. 688 maddesi gereğince kambiyo senedi vasfını taşımayıp adi senet niteliğindedir. Bu senede dayanarak yapılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibin itirazsız kesinleşmesi de senedin bu niteliğini değiştirmez. Bu nedenle, senedin ciro yoluyla el değiştirmesi ile senetteki haklarında devredilmesi mümkün değildir. Senetteki hakların devredilmesi ancak BK.163 maddesi gereğince alacağın temliki ile söz konusu olup, bunun içinde yazılı bir temlik sözleşmesinin bulunması gerekir. Kaldı ki, somut olayda dava konusu senedin, çekin teminatı olarak verildiğinin sabit olması nedeniyle temlik edilecek bir alacak da söz konusu değildir. O halde, davalı …’e yapılmış usulüne uygun bir temlik bulunmadığından ve senedin arkasında davalı …’e yapılan ciroda alacağın temliki niteliğini taşımadığından mahkemece, dava konusu senet nedeniyle davacının davalı …’ e de borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davalı … yönünden davanın reddine şeklinde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda (l) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı lehine BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 23.9.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.