Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/9958 E. 2010/11284 K. 25.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9958
KARAR NO : 2010/11284
KARAR TARİHİ : 25.10.2010

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 26.03.2009 gününde verilen dilekçe ile müdahalenin men’i ve eski hale getirme, birleşen davada ise davacı … tarafından davalı … vd. aleyhine 10.04.2009 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne dair verilen 29.06.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi asıl dava davacısı … vekili ile birleşen dava davacısı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Asıl davada davacı 2619 sayılı parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, taşınmazının bir bölümünün davalı … tarafından yol olarak kullanıldığını, diğer davalı …’in de balkon çıkıntısı yapmak suretiyle taşınmazına elattığını, her iki davalının yersiz elatmalarının önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Birleşen davada ise 2622 parsel sayılı taşınmazın maliki olan davacı-davalı … 2619, 2623 ve 2624 sayılı parsellerden geçit hakkı tesisini istemiştir.
Mahkemece birleşen dava kabul edilmiş; 2622 sayılı parsel yararına 20.10.2009 tarihli bilirkişi raporu ve eki krokide yeşil ve kırmızı renkle gösterilen yerlerden geçit tesis edilmiş, asıl dava ise reddedilmiştir.
Hükmü asıl davanın davacı … ve bileşen davanın davacısı Suat temyiz etmiştir.
1- Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir. Somut olayda birleşen davanın davacısı Suat’ın malik olduğu 2622 parsel geçit ihtiyacı içinde değildir. Zira taşınmaz sınırları genel yola bağlantılıdır. 2622 parsel maliki geçit ihtiyacına dayanamayacağından Türk Medeni Kanununun 747 maddesine göre açtığı davanın reddi gerekir.
2- Asıl davadaki davacı …’in temyiz itirazlarına gelince;
Türk Medeni Kanununun 683. maddesi hükmüne göre bir şeye malik olan kimse hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malına haksız elatan kişiye karşı her türlü haksız elatmanın önlenmesini dava edebilir. Asıl davanın hukuki dayanağı Türk Medeni Kanununun 683. maddesidir. Davacı …’in maliki olduğu 2619 sayılı parselin (B) harfi ile gösterilen 79 m2 kısmına davalılardan Suat’ın yol olarak kullanmak suretiyle haksız elattığı sabittir. Her ne kadar tüm dosya kapsamından bu yerin maliki olan Zeynep tarafından 600 lira bedel karşılığında birleşen davanın davacısı Suat’a haricen satıldığı anlaşılmakta ise de, bu satış Türk Medeni Kanununun 706 ve Borçlar Kanununun 213.maddeleri gereğince geçersizdir. Dolayısıyla, birleşen davanın davacısı Suat geçersiz sözleşmeye dayalı olarak tapulu olan bu taşınmaz üzerinde mülkiyet iddiasında bulunamaz. Ancak, Türk Medeni Kanununun 950. maddesi ve 10.7.1940 tarih 2/77 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince harici satış bedeli sebebiyle davalı ve karşı davacı …’ın bu yer üzerinde hapis hakkı mevcuttur. O halde mahkemece harici satış bedeli olan 600 lira karşılığında davalı ve birleşen davanın davacısı Suat yararına hapis hakkı tanınmak suretiyle asıl davanın konusu olan krokide (B) harfi ile gösterilen taşınmaza elatmanın önlenmesine karar verilmesi gerekir.
Mahkemece bu yön gözden kaçırılarak birleşen davanın reddi asıl davanın da hapis hakkı tanınması koşuluyla kısmen kabulü gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. ve 2. bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 25.10.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.