YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13683
KARAR NO : 2012/10366
KARAR TARİHİ : 05.06.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 01/01/2009 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığına, biriken aylıkların faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 1479 sayılı Yasaya tabi zorunlu … sigortalılık başlangıcının 05/12/1993 tarihi olduğu, 05/12/1993-08/07/1996 tarihleri arası dönemde 1479 sayılı Yasaya tabi zorunlu … sigortalısı olarak kabul edilmezse, isteğe bağlı sigortalı olarak kabul edilmesi ve Aralık/2008 tarihli tahsis talebinini takip eden aybaşı olan 01/01/2009 tarihinden itibarende yaşlılık aylığı bağlanması tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile, davacının 05/12/1993-08/07/1996 tarihleri arası dönemde 1479 sayılı Yasaya tabi zorunlu … sigortalısı olduğunun tespitine ve davacıya 01/01/2009 tarihinden itibaren 1479 sayılı Yasa kapsamında yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmişse de varılan sonuç doğru olmamıştır.
Her uyuşmazlığın, dayandığı işlem veya olayların meydana geldiği tarihte yürürlükte olan yasal kurallara göre çözümlenmesi gerekeceği ilkesinden hareketle yasal koşulların ayrı ayrı ele alınarak Bağ Kur’luluk statüsünün ortaya konması gerekir. 1.4.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesinde zorunlu … sigortalılığı için esnaf sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kaydı aranırken 4.5.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesinin öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulu kaldırılmış sadece yasanın temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulu getirilmiş, 20.4.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesi değiştirilecek zorunlu … sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olması şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için meslek kuruluşuna kayıtlı olma yeterli görülmüş, 22.3.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu … sigortalılığı için vergi kaydı veya esnaf sicil kaydı veya oda kaydının bulunması yeterli görülmüş, 2.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu … sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olma şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için esnaf sicil kaydı ve oda kaydının bir arada bulunması yeterli görülmüştür.
Davalı Kurum’un geçmişe yönelik (uyuşmazlık konusu dönemi de kapsar şekilde) prim tahsil etmesi ve uzun süre bu primleri kullanması, davacıyı tescil edip sigortalılığı konusunda umut verdikten sonra davacının sigortalılığını iptal etmesi Medeni Kanun’un 2. maddesinde ifadesini bulan objektif iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacaktır. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01.10.1997 gün ve E: 1997/10-578, K: 1997/758; 24.09.2003 gün ve 2003/10-489, 2003/490 sayılı kararı da bu doğrultudadır.
Ne var ki; kimse kendi hilesinden istifade edemeyeceğinden bu kuralın uygulanabilmesi için usulsüz tescilin davacınında katılımının bulunduğu muvazaalı bir işlem sonucu oluşturulmaması gereklidir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 08/07/1996 tarihinde Karakoç Gübre Yem Ticaret Ltd.Şti’ne ortak oldugu, 29/08/1996 tarihli giriş bildirgesi ile şirket ortaklığı nedeniyle 1479 sayılı Yasa kapsamıda 05/12/1993 tarihi itibariyle tescil edildiği, ancak giriş bildirgesine şirkete ortak olduğu 08/07/1996 tarihi yerine şirketin vergi tarihi olan 05/12/1993 tarihinin yazıldığı, bu nedenle Kurumca 05/12/1993 tarihi itibariyle sigortalılığının başlatıldığı, 13/01/2009 tarihinde yanlışlığın farkedilmesi üzerine Kurum tarafından sigortalılık başlangıcının 08/07/1996 tarihi olarak düzeltildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda uyuşmazlık, davacının sigortalılık tescil tarihinin belirlenmesi noktasında toplanmakta ise de mahkemenin bu husustaki belirlemesinin dosya kapsamına uygun düşmediği açıktır. Sigortalılık giriş bildirgesini davacının verdiği, bildirgede yazılı tarih itibariyle şirket ortağı olmadığı Kurumu davacının yanılttığı, yapılan işlemde Kurumun herhangi bir hatasının bulunmadığı, davacının uyuşmazlık konusu dönemde sigortalılık koşullarını taşımadığı ve yaşlılık aylığı talebi yönündende yazılı istek tarihinde yaşlılık aylığı koşullarına sahip olmadığı hususları dikkate alınmadan ve hiç kimse kendi kusurundan yararlanamaz ilkesi de gözetilmeden karar verilmesi hatalıdır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 05/06/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.