YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/17410
KARAR NO : 2012/51
KARAR TARİHİ : 13.01.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 01/07/1995- 01/06/2003 tarihleri arasında Tarım … sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu. İşin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 01.07.1995-01.06.2003 tarihleri arasında 2926 sayılı Yasa kapsamında tarım … sigortalılığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacının 01.07.1995-01.06.2003 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun kapsamında tarım … sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının 01.07.1995 tarihi itibariyle 2926 sayılı Yasa kapsamında tarım … sigortalı olarak kayıt ve tescil edildiği, 31.12.1995 tarihinde sona erdirildiği, tekrar prim tevkifatına göre 01.07.1998 tarihinden itibaren başlatıldığı sigorta dosyasında bulunan döküm föyünde davacının prim borcu bulunduğundan 5510 sayılı Yasanın Geçici 17.maddesi gereğince sigortalılığının 31.07.1998 tarihinde durdurulduğu, 01.05.2008 tarihinden itibaren tarım … sigortalılığının tekrar başlatıldığı, 09.05.2011 tarihli dilekçe ile 6111 sayılı Yasadan yararlanma isteminde bulunduğu, Kurum tarafından 2459 günlük süre karşılığı 8.538,25 TL borcu bulunduğunun ve 31.07.2011 tarihine kadar ödemesi gerektiğinin bildirildiği davacı tarafından 11.04.2011 ve 26.05.2011 tarihlerinde söz konusu miktarın ödendiği, 09.08.2011 tarihli yazıda sigortalılığın 5510 sayılı Yasanın geçici 17 maddesine göre 01.07.1998 tarihi itibari ile durdurulduğunun bildirildiği, davacının 11.06.2003 tarihinde başılayan Ziraat Odası kaydının, 20.11.1985 tarihinde başlayıp devam eden … Koop kaydının bulunduğu, 30.03.1995, 30.04.1998, 31.05.2000, 31.05.2001, 30.04.2003, 30.04.2004, 30.04.2007 ve 30.04.2008 tarihlerinde Prim tevkifatının bulunduğu, ayrıca adanı kayıtlı zirai arazilerinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
5510 sayılı Yasanın Geçici 17.maddeye göre durdurulması halinde ise; Davanın Yasal dayanağı 5510 sayılı Yasanın Geçici 17.maddesi olup anılan maddede; Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, 1479 ve 2926 sayılı kanunlara göre tescilleri yapıldığı halde, bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla beş yılı aşan süreye ilişkin prim borcu bulunanların, bu sürelere ilişkin prim borçlarını, prim borçlarının ödenmesine ilişkin Kurumca çıkarılacak genel tebliğin yayımı tarihini takip eden aybaşından itibaren 6 ay içerisinde ödememeleri halinde, prim ödemesi bulunan sigortalıların daha önce ödedikleri primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibarıyla, prim ödemesi bulunmayan sigortalıların ise tescil tarihi itibarıyla sigortalılığı durdurulur. Prim borcuna ilişkin süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmez.
Ancak, sigortalı ya da hak sahipleri daha sonra müracaatları tarihindeki 80 inci maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenecek prime esas kazanç tutarı üzerinden hesaplanacak borç tutarının tamamını, borcun tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödedikleri takdirde, bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.
Sigortalılıkları önceki kanunlara göre durdurulanlar için de bu maddenin ikinci fıkrası hükmü uygulanır.
Öte yandan, 6111 sayılı Yasanın 16. maddesinde kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar ile tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan mülga 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu ve mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa göre tescilleri yapıldığı halde prim borçları nedeniyle ilgili kanunları uyarınca sigortalılık süreleri durdurulmuş ve bu sigortalılık süreleri bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ihya edilmemiş olanların kendileri veya hak sahipleri, bu sigortalılık sürelerinin ihyası amacıyla 5510 sayılı Kanunun geçici 17 nci maddesinin ikinci fıkrasına istinaden bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın sonuna kadar yapacakları yazılı müracaatlarında, durdurulan bu sigortalılık süreleri için ödeyecekleri prim tutarının, sigortalılık süreleri durdurulmamış gibi değerlendirilerek bu Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasına göre hesaplanmasını talep edebilecekleri, bu şekilde hesaplanan prim borç tutarının tamamı bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen beşinci ayın sonuna kadar ödendikleri takdirde, bu sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirileceği, bu maddede belirtilen süre içinde hesaplanan borç tutarının tamamının ödenmemesi halinde ihya işleminin geçerli sayılmayacağı ve bu madde kapsamında ödenmiş olan tutarların ilgilinin bu madde kapsamı haricinde başkaca prim borcunun bulunmaması kaydıyla faizsiz olarak iade edileceği, hükmü getirilmiş ve son başvuru tarihi 31.05.2011 tarihine kadar uzatılmıştır.
Bu durumda yapılacak iş; öncelikle davalı Kurumdan sigortalılığın 5510 sayılı Yasanın Geçici 17.maddesine durdurulmuş olması nedeni 6111 sayılı Yasa gereğince süresi içinde başvurusu bulunduğundan, prim borcunun yapılandırılma talebinin kabul edilip edilmediği ile 11.04.2011 ve 26.05.2011 tarihlerinde ödediği primlerin 6111 sayılı Yasaya göre ihya edilen 01.07.1995-01.06.2003 tarihleri arasındaki süreye ait olup olmadığını sormak primlerin söz konusu sürelere ait olduğunun ve davacının 01.07.1995-01.06.2003 tarihleri arasında sigortalı sayılmış ise 01.07.1995-01.06.2003 tarihleri arasındaki istemi yönünden konusu kalmayan davanın reddine, kabul edilmemiş ise davacıya bu döneme ilişkin 5510 sayılı Yasanın 80.maddesine göre belirlenecek prim borcunu Geçici 17. Maddede belirtilen süre içinde davalı Kuruma ödemek için müracaatta bulunması için önel vermek ve çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 13.01.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.