Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/4018 E. 2010/11900 K. 23.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4018
KARAR NO : 2010/11900
KARAR TARİHİ : 23.09.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, 5 yıl önce davalıya müşterek tapulu dükkanlarından birini sattığını,tapusu tek olduğu için ilerde satın alacağı düşüncesiyle güvenerek tapuyu davalıya devrettiğini, teklifine rağmen davalının tapusunu devraldığı yarı hisseyi satın almaması üzerine dava dışı …’a sattığını, davalının tapu devrini vereceği sırada satış bedelinin yarısı olan 8.000TL’yi İlyas’tan aldığını, emniyetini suistimal ettiğini ileri sürerek, 8.000TL’nin faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davacıya borcu olmadığını, tapu kaydında malik görünen kişinin hak sahibi olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın miktarı gözetildiğinde davalının tanık dinlenmesine muvafakat etmediği, davacının yemin deliline başvurduğu, davalının borcu olmadığına dair yemin ettiği, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalıya müşterek tapulu dükkanlarından birini sattığı sırada davalının ilerde diğer dükkanı da alacağı düşüncesiyle her iki dükkanın tapusunu davalıya devrettiğini, davalının bu hisseyi satın almaması üzerine dava dışı …’a sattığını, davalının tapuyu İlyas’a devrettiği sırada satış bedelinin yarısı olan 8.000TL’yi İlyas’tan aldığını ileri sürerek bu paranın tahsili istemiyle eldeki davayı 2010/4018-11900
açmıştır. Davalı, davacıya borcu olmadığını savunmuş, mahkemece davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Davacı delil olarak tanık beyanlarına ve şüpheli sıfatıyla davalı hakkında güveni kötüye kullanma suçundan yürütülen Kelkit C.Başsavcılığının 2007/1073 sayılı soruşturma dosyasına dayanmıştır. Getirtilen soruşturma dosyasında davalı 5.12.2007 tarihli C.Savcısı önündeki ifadesinde davacıdan bir dükkan satın aldığını, buna bitişik dükkanı da tapuda devraldığını, daha sonra davacının, devraldığı diğer dükkanı satmayı teklif ettiğini, kendisinin kabul etmemesi üzerine davacının dava dışı …’a sattığını, tapu devri esnasında satış bedelinin yarısı olan 8.000TL’yi İlyas’tan aldığını beyan etmiştir. Buna göre davalının bu ifadesi mahkeme dışı ikrar niteliğinde olup HUMK’nun 236/4.maddesi hükmü uyarınca duruşma haricindeki yazılı ikrarın sair delillerle doğrulanması halinde mahkemece ikrar edilen miktara hükmedilmesi gerekir. Somut olayda mahkeme dışı yazılı ikrar nedeniyle HMUK’un 288-290.maddeleri hükmü uyarınca tanık dinlenebilir. Mahkemece tanıklar dinlenmiş ve hükme esas alınmamış ise de;davacı tanık beyanları ile davasını ispatlamıştır. Öyle olunca mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün Davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 23.9.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.