YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9382
KARAR NO : 2012/5954
KARAR TARİHİ : 12.04.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, davalıya ait işyerinde 1998 yılı Nisan ayından 09/10/2003 tarihine kadar hizmet akdiyle kesintisiz olarak çalıştığını ancak işverence ekonomik kriz bahane edilerek 31/12/1998-15/05/1999 tarihleri arasında 135 gün ve 31/03/2001 – 15/11/2001 tarihleri arasında ise 225 gün olmak üzere toplam 360 prim gününün diğer davalı kuruma bildirilmediğini ileri sürerek SGK’na bildirilmeyen çalışmalarının tesbitini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Kimi ayrık durumlar dışında, resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olur. Ne varki bu tür kanıtlar salt bu nedene dayanarak istemin reddine neden olmaz; aksi durumun ispatı olanaklıdır. Somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordro tanıkları ve komşu işyerinin kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Mahkemenin bu tür davaların kişilerin sosyal güvenliğine ilişkin olması ve kamu düzenini ilgilendirdiğini göz önünde tutarak gerektiğinde; doğrudan soruşturmayı genişletmek suretiyle ve olabildiğince delilleri toplaması gerekmektedir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olayda; davacının davalı işyerinde 1.5.1998-31/12/1998; 15/05/1999- 31/03/2001 ;19/11/2001- 09/10/2003 tarihleri arasındaki çalışmaları kesintili olarak bildirilmiştir. İşyerinin bir çuval fabrikası olduğu, yapılan işin daimilik arzettiği ortadadır. Davacının uyuşmazlık döneminin tümünde aralıksız çalıştığını, işverenin kağıt üzerinde işten çıkmış gibi gösterdiği halde fiilen çalışmaya devam ettiklerini beyan eden bordro tanıklarının anlatımları da dikkate alındığında davacının bu işyerinde uyuşmazlık döneminin tümünde aralıksız çalıştığı açıktır.
Yapılacak iş; davanın kabulüne karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12/04/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.