Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/16234 E. 2013/15285 K. 24.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/16234
KARAR NO : 2013/15285
KARAR TARİHİ : 24.06.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkilinin 27.07.2005-09.03.2012 tarihleri arasında davalı işyerinde barutçu olarak çalıştığını, davacının iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, iş güvenliğini tehlikeye sokan eylemlerde bulunmadığını, davacının çalışma süresi boyunca yükümlülüklerini ve sorumluluklarını yerine getirdiğini, feshin geçersizliğine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının 27.07.2005-09.03.2012 tarihleri arasında ateşleyici olarak çalıştığını, 05.06.07/03/2012 tarihlerinde işyeri ateşliyicilerinin toplu olarak işe devamsızlık yaptığını, sağlık raporu aldıklarını, müvekkili işyerinde üretimin aksadığını ve işletmenin zarara uğradığını, o tarihte işe gelmeyen işçilerden davacı ile birlikte … isimli çalışanın işten çıkartıldığını, davacının iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davacı ve diğer çalışanlarca işyerinde faaliyeti durdurmak veya işi aksatmak amacıyla anlaşma yapılmış olduğunun, davacının diğer çalışanları bu eyleme yönlendirdiğinin ispata yarar herhangi bir delille ispatlanamadığını, bu eylem neticesinde işin durduğu, önemli ölçüde aksadığı yada zarar meydana geldiğine ilişkin dosyada herhangi bir delil ve belge olmadığını, bu sebeplerle davalının fesih eyleminin haksız olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık iş sözleşmesinin işverence haklı sebebe dayalı olarak feshedilip feshedilmediği noktasındadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II. maddesinde, “Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri: a) İş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek, yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek işçinin işvereni yanıltması. b) İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarfetmesi veya davranışlarda bulunması, yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnadlarda bulunması. c) İşçinin işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde bulunması. d) İşçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması veya 84. maddeye aykırı hareket etmesi. e) İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması. f) İşçinin, işyerinde, yedi günden fazla hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir suç işlemesi. g) İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi. h) İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi. ı) İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması.” hallerinde iş sözleşmesinin işverence haklı sebebe dayalı olarak feshedilebileceği düzenlenmiştir.
Dosya içeriğine göre, davacının 27.07.2005-09.03.2012 tarihleri arasında davalı işyerinde barutçu olarak çalıştığı, iş sözleşmesinin 05-06-07/03/2012 tarihlerinde yapmış olduğu toplu eylemden dolayı 4857 sayılı Kanun’un 25/II. (h) ve (i)’ye dayalı olarak haklı sebep belirtilerek feshedildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davacı iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini belirtmiştir. Davalı taraf ise çalışanların bir kısmının rapor alarak işe gelmediğini ve toplu eylem yaptığını, davacının bu eylemde öncü olduğunu, bu sebeple iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğini beyan etmiştir. Davacı şahitleri davacının rahatsızlığı sebebiyle rapor aldığını ve eylem yapmak gibi bir niyetinin olmadığını beyan etmişlerdir. Davalı işyerinde davacınında içinde bulunduğu bir kısım işçinin aynı günlerde sağlık raporu alarak iş gelmediği anlaşılmaktadır. Bu sayıda işçinin aynı tarihlerde rapor alması hayatın olağan akışına aykırıdır. Davacı ile birlikte bir kısım işçinin davalı işyerine karşı bir tepki içinde oldukları sabittir. Ancak dosya kapsamına bakıldığında davacı ile birlikte bazı işçilerin neden böyle bir tepki içinde olduğunu açıklayıcı bir delil bulunmadığı anlaşılmaktadır. Belirtilen tarihlerde işe devam etmeyen işçilerin bu şekilde davranmasına sebep olabilecek varsa davalı işverenden kaynaklı bir durumun olup olmadığının açıklığa kavuşturulması önem arzetmektedir. Hal böyle olunca davacı ile bir kısım işçinin dosya kapsamındaki tutumlarının açıklığa kavuşturulması için davacı ile birlikte işe gelmeyen işçiler şahit olarak dinlenerek, bu işçilere davalı işyerine karşı tepkilerinin sebebi sorulmalı, beyanlarına göre yeniden inceleme ve değerlendirme yapılarak bu durumun aydınlığı kavuşturulması gerekmektedir. Bu sebeple mahkemece eksik araştırma ile karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek olması halinde ilgiliye iadesine, 24.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.