YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2582
KARAR NO : 2010/2718
KARAR TARİHİ : 10.05.2010
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, eksik iş bedeli ile gecikme tazminatının davalıdan tahsili istemine ilişkin olup; mahkemece davanın kısmen kabulü ile 2.150,00 TL gecikme tazminatı ve 800,00 TL eksik iş bedelinin davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine dair verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı vekili yanlar arasında yapılan 20.10.1994 tarihli sözleşme gereğince, “…, … Mah. … numaralı sokakta” bulunan ve 26/K 4 pafta, 22024 ada, 1 parsel sayılı olarak tapuya tescilli taşınmaza inşaat yapımını ve davacıya ait … giriş, … kattaki 3 numaralı bağımsız bölümün 31.12.1998 tarihinde davacıya teslimini, davalı yüklenmiş olduğu halde; 2005 yılının Mayıs ayı içinde davacının tüm eksik işleri bizzat yaparak bağımsız bölümünü teslim aldığını ileri sürerek; 31.12.1998 tarihi ilâ 30.05.2005 tarihine kadarki süre için gecikme tazminatı ve eksik iş bedelinin toplamı olan 15.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsilini istemiştir.
Davacı tarafından yaptırılan delil tespiti sonucu … Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2001/123 D.iş sayılı dosyasına sunulan 11.06.2001 tarihli bilirkişi raporunda toplam eksik iş bedelinin 4.300,00 TL olduğu açıklanmış ve dava dilekçesinde de belirtilen bu miktara değinilmiş ise de; ne miktar iş bedeli, ne miktar gecikme tazminatı istendiği açıklanmamıştır. Yargılama aşamasında da davacıdan açıklama istenmemiştir. O halde; mahkemece öncelikle uyuşmazlık konusu eksik iş bedeli tutarı ile gecikme tazminatı miktarının davacı tarafa açıklattırılması gerekmektedir. 20.12.1994 tarihli adi yazılı şekilde yapılan sözleşme, “zorunlu şekil koşuluna” uygun olarak yapılmamış ise de; sözleşme konusu inşaatın yüklenici davalı tarafından tamamlanmış olduğu tarafların kabulünde olduğuna göre, Medeni Yasa’nın 2. maddesi gereğince tarafları bağlayıcı olduğunun kabulü gerekir. Sözleşmenin 3/c maddesi gereğince, davacıya verilmesi gereken bağımsız bölümün 31.12.1998 tarihinde teslimi kararlaştırılmıştır. Yüklenici davalı yanca, haklı gecikme sebepleri yasal delillerle kanıtlanmadığından davalı belirtilen tarih itibariyle “teslimde temerrüde” düşmüş bulunmaktadır. Toplanan deliller değerlendirildiğinde; davacıya ait (3) numaralı bağımsız bölümün 31.07.2002 tarihinde tamamlanmış olarak davacıya teslim edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Borçlar Kanunu’nun 106/I. maddesi gereğince, eser sözleşme ve dolayısıyla arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yürürlükte olduğu sürece ve ifa ile sonuçlanmadıkça, gecikmiş ifa ve gecikme tazminatı istenebileceğinden gecikme tazminatı hakkında zamanaşımı işlemez. O halde, 31.12.1998 ilâ 31.07.2002 tarihleri arasındaki süre için, davacı arsa sahibi, davalıdan gecikme tazminatının ödenmesini isteyebilir. Bu yasal nedenle, mahkemece, davacı talebi ile bağlı kalınarak, az yukarıda açıklanan tarihler arasındaki süre için, serbest piyasa rayiçlerine göre olumlu zarar kapsamında kira tazminatı hesaplanarak kabulü gerekirken; 31.12.1999-21.06.2001 tarihleri arasındaki dönemle ilgili gecikme tazminatı talebinin zamanaşımına uğramış olduğundan bahisle bu dönem için istenen tazminatın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Davada sadece eksik iş bedeli için reeskont faizi istenmiş ve uyuşmazlık da ticari işten kaynaklanmış olmasına karşın; mahkemece, davası kabul edilen eksik iş bedeline yasal faiz uygulanması da doğru olmamıştır. Kararın bu sebeplerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verildiği halde reddedilen miktar üzerinden davada kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına vekâlet ücreti takdir olunmamıştır. Oysa, karşı tarafa yükletilmesi gereken ve yargılama giderlerinden sayılan vekâlet ücretine, diğer yargılama giderlerinde olduğu gibi talep olmaksızın mahkeme tarafından doğrudan hükmedilmesi gerektiği, 29.05.1957 tarih ve 1957/4-16 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğidir.
Diğer yandan, davada sadece dava konusu eksik iş bedeli için temerrüt faizi istendiği halde; HUMK’nın 74. maddesine aykırı olarak, davası kabul edilen tüm alacak tutarına dava tarihinden itibaren temerrüt faizi uygulanması da yanlış olmuştur. Kararın, açıklanan bu sebeplerle de davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte belirtilen nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, kararın 2. bentte açıklanan nedenlerle davacı yararına, 3. bentte açıklanan sebeplerle de davalı yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine, 10.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.