Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2009/1266 E. 2010/1425 K. 15.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1266
KARAR NO : 2010/1425
KARAR TARİHİ : 15.03.2010

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş davacı vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili Avukat … ile davalı vekili Avukat …. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup, kesin hakediş bedeli, teminat mektubu komisyon masrafları ve munzam zararın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece ıslah da dikkate alınarak kesin hakediş bedeli ile munzam zarara ilişkin istemin kısmen kabulüne, teminat mektubu komisyon masraflarının reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir
2-Davacı yüklenici dava dilekçesinde alacağa reeskont faizi uygulanmasını talep etmiştir. Taraflar arasındaki ilişki eser sözleşmesine dayandığından TTK’nın 12/III. maddesi uyarınca davacı yüklenici reeskont faizi isteminde haklıdır. Mahkemece bu durum gözden kaçırılarak yasal faiz uygulanmak suretiyle tahsil kararı verilmesi doğru olmamıştır. Kararın bu yönden davacı yüklenici yararına bozulması gerekmiştir.
3-10.12.1997 onay tarihli geçici kabul tutanağında malzeme ve işçilik kusurlarından dolayı toplam 300,00 TL nefaset kesintisi yapılmıştır. Geçici kabul tutanağı davacı yüklenici tarafından ihtirazi kayıt konulmadan imzalandığından yapılan kesinti davacı yüklenici tarafından da kabul edilmiş olmaktadır. Bu durumda bilirkişi kurulunca çıkarılan kesin hesapta davacı yüklenicinin alacağının 300,00 TL nefaset kesintisi düşülmek suretiyle hesaplanması gerekirken bu hususun gözden kaçırılması doğru olmamış, kararın bu yönden davalı idare yararına bozulması uygun bulunmuştur.
4-Dava ve ıslah dilekçelerinde asıl alacakla birlikte munzam zararın tahsili de istenmiş, mahkemece bilirkişi kurulundan alınan rapor ve ek rapor doğrultusunda ıslah da dikkate alınarak dava kısmen kabul edilmiştir. Borçlar Kanunu’nun 105. maddesi uyarınca alacaklının uğradığı zarar geçmiş günler faizinden fazla olduğu takdirde borçlu kendisine hiçbir kusur yüklenemeyceğini kanıtlamadıkça bu zararı ödemekle yükümlüdür. Dairemizin yerleşik uygulamasına göre temerrüt faizini aşan bir zarara uğranıldığının iddia edilmesi halinde zararın varlığı somut olarak kanıtlanmalıdır. Yüksek enflasyon, döviz kurlarındaki artış, bankalarca mevduata ödenen faizin temerrüt faizinden yüksek oluşu gibi genel olgular doğrudan davacının zararını ifade etmediğinden munzam zararın varlığını göstermez.
Hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda; davalı iş sahibinin kesin hesabın tetkik ve onayı için sözleşme eki Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesi’nin 40. maddesinde öngörülen 6 aylık sürenin sona erdiği 22.10.1998 tarihinde temerrüde düştüğü kabul edilerek, bu tarih itibariyle 12.992,00 TL olarak hesaplanan kesin hesap alacağının 23.07.2007 dava tarihi itibariyle ulaştığı değer, enflasyon, dolar, altın, banka mevduat faizi ve devlet iç borçlanma senetlerinin ortalaması esas alınmak suretiyle 338.795,00 TL olarak hesaplanmış, bu miktardan 22.10.1998-23.07.2007 tarihleri arasındaki reeskont faizi tutarı 57.125,65 TL mahsup edilerek davacının uğradığı munzam zarar 281.669,35 TL olarak bulunmuş ve mahkemece de bu miktara hükmedilmiştir.
Bilirkişilerce yapılan hesaplama, somut delillere dayalı olarak değil, aksine genel verilere göre farazi olarak yapıldığından zararın ispatı için yeterli değildir. Diğer yandan kesin hesap konusundaki uyuşmazlık 1998 yılında çıktığı halde, dava 2007 yılında açılmış olup, davanın geç açılmasında ve zararın doğmasında davacı yüklenici kusurludur. Mahkemece, munzam zararın varlığının ve zararın doğmasında yükleniciye atfı kabil bir kusurun bulunmadığının usulen ispatlanamadığı gözetilerek bu kalem istemin tamamen reddi yerine, delillerin takdirinde hataya düşülerek istemin kısmen kabulü doğru olmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte yazılı nedenlerle tarafların sair temyiz itirazlarının reddine, temyiz olunan kararın 2. bentte yazılı nedenle davacı …, 3 ve 4. bentte yazılı nedenlerle davalı Bakanlık yararına BOZULMASINA, taraflar Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunduğundan 750,00’şer TL duruşma vekâlet ücretinin birbirlerinden karşılıklı alınarak diğer tarafa verilmesine, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 15.03.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.