Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/23953 E. 2013/13136 K. 31.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/23953
KARAR NO : 2013/13136
KARAR TARİHİ : 31.05.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, fazla çalışma, hafta tatili, genel tatil ve bakiye süre ücretlerinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı işçi, davalı işverence haklı bir sebep olmadan iş sözleşmesinin feshedildiğini ileri sürerek genel tatil, hafta tatil ücreti, fazla mesai ve belirli süreli iş sözleşmesinin erken sonlandırılması nedeniyle kalan sözleşme süresine ait ücretlerin davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı işveren, davacının alacaklarının Türkiye’deki hesabına yatırıldığını, iddialarının doğru olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1.Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 11. maddesinde, “İş ilişkisinin bir süreye bağlı olarak yapılmadığı halde sözleşme belirsiz süreli sayılır. Belirli süreli işlerde veya belli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak işveren ile işçi arasında yazılı şekilde yapılan iş sözleşmesi belirli süreli iş sözleşmesidir. Belirli süreli iş sözleşmesi, esaslı bir neden olmadıkça, birden fazla üst üste (zincirleme) yapılamaz. Aksi halde iş sözleşmesi başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilir. Esaslı nedene dayalı zincirleme iş sözleşmeleri, belirli süreli olma özelliğini korurlar” şeklinde düzenleme ile bu konudaki esaslar belirlenmiştir.
4857 sayılı Kanun’un 11. maddesinin 2 ve 3. fıkralarında zincirleme yapılan belirli süreli iş sözleşmelerinin esaslı bir nedene dayanması halinde belirli süreli olma özelliğini koruyacağı; aksi takdirde belirsiz süreli iş sözleşmesi sayılacağı düzenlenmiştir. Belirli süreli iş sözleşmelerinin yapılmasının objektif sebebi varsa ve bu sebep devam ediyorsa veya yeni bir neden ortaya çıkmışsa belirli süreli iş sözleşmeleri yenilenebilir şeklinde değerlendirilmelidir. Zincirleme iş sözleşmelerini belirli süreli niteliğini koruyabilmeleri için her birinde aranan objektif sebeplerin aynı olması da şart değildir.
Taraflar arasında, 4857 sayılı Kanun’un 11. maddesinin 1 ve 2. fıkraları anlamında esaslı sebep olmadan akdedilen belirli süreli sözleşme, belirsiz süreli sayılacağından, işveren, sürenin sona ermesiyle sözleşmenin sona erdiğini bildirdiğinde, işçi, sözleşmenin belirsiz süreliye dönüştüğünü, işverenin bildirim şartına uymadan iş sözleşmesini feshettiği gibi geçerli bir sebep gösterilmeden feshedildiğini ileri sürerek bir aylık hak düşürücü süre içerisinde dava açabilecektir. Bir aylık hak düşürücü sürenin başlangıcı işverenin belirli süreli sözleşmeli gibi kabul ederek sürenin geçmesiyle sözleşmenin sona erdiğini bildirdiği, belirsiz süreli sözleşmeye dönüştüğü için işverence bildirim süresine uyulmadan yapılan bir fesih anlamı kazanan bildirimin yapıldığı tarihtir.
Dosya içeriğine göre, taraflar arasında yurt dışı iş sözleşmesinin imzalandığı, sözleşmenin 13.07.2009-14.01.2010 tarihleri arası için düzenlendiği, işin Rusya’daki okul inşaatı işi olduğu, davacının kürekçi operatörü olarak çalıştığı ve sözleşmenin iş bitimi sebebiyle 11.10.2009 tarihinde sona erdiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda; taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinde, sözleşmenin başlangıç ve bitiş tarihleri net olarak belirlenmiştir. Ancak yapılan inşaat işinin yukarıda açıklandığı üzere objektif sebeplerle belirli iş sözleşmesi olduğu söylenemez. Sözleşmenin 15. maddesinde de taraflar arasında ikinci bir sözleşmenin bu sözleşmedeki hakları sınırlayıcı olmamak koşulu ile imzalanabileceği ve iki sözleşme arasında fark olması halinde işçi lehine olan hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir. Bu sözleşme maddesi de işin belirli süreli bir iş olmadığını süresi dolunca ikinci bir sözleşme ile çalışmaya devam edilebileceğini göstermektedir. Yurt dışında çalışmak için alınacak ikamet izini, çalışma izni gibi nedenlerle sözleşmenin belirli süreli yapılması halleri işin niteliğinde olan belirsiz süreli iş sözleşmesi hükümlerinin uygulanmasına engel olmamalıdır. Olayda görüldüğü üzere tarafların belirli süreli iş sözleşmesinin sona ermesi durumunda yeni imzalanacak belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışmaya devam edebileceği anlaşılmaktadır. Bu durumda niteliği gereği objektif sebeplerle belirsiz süreli olan bir işin sadece yurt dışında ifa ediliyor olması sebebi ile kısa süreler için imzalanan belirli süreli iş sözleşmelerine geçerlilik tanımak mümkün değildir. Somut olayda taraflar arasındaki iş sözleşmenin belirsiz süreli iş sözleşmesi olarak kabul edilerek sözleşmenin süresinden önce sona erdirildiği gerekçesi ile mahrum kalınan ücret (bakiye süre ücreti )isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 31.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.