YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/23518
KARAR NO : 2013/15499
KARAR TARİHİ : 25.06.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Taraflar arasındaki, kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla mesai, ulusal bayram genel tatil, hafta tatil ücreti ile yemek ücreti alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 25.06.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat … ile karşı taraf adına Avukat … geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi … … tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkili işçinin iş sözleşmesinin işverence haklı sebep olmaksızın feshedildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini beyanla, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile yemek ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının yıllık izinde bulunduğu tarihte şikayet üzerine işyerinde yapılan denetim sonucu davacının işvereni zarara uğratan bir kısım davranışlarının tespit edildiğini, bu husus hakkında, tutanaklar düzenlenerek davacının savunmasının alındığını, işverenin zararların tazmini talebinde bulunduğunda davacının işyerinden kendi isteğiyle ayrıldığını, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanılmadığını, sair ödenmemiş işçilik alacağının ise bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iş sözleşmesini istifa yoluyla sonlandırıp sonlandırmadığı ve yıllık izin ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarına hak kazanıp kazanmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Genel olarak iş sözleşmesini fesih hakkı, karşı tarafa yöneltilmesi gereken tek taraflı bir irade beyanı ile iş sözleşmesini derhal veya belirli bir sürenin geçmesiyle ortadan kaldırabilme yetkisi veren, bozucu yenilik doğuran bir haktır. İşçinin haklı sebeple iş sözleşmesini derhal feshi 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24. maddesinde düzenlenmiştir. İşçinin süreli fesih bildiriminin normatif düzenlemesi ise aynı Kanun’un 17. maddesinde ele alınmıştır. Bunun dışında Kanunda işçinin istifası özel olarak düzenlenmiş değildir.İşçinin haklı bir sebepe dayanmadan ve bildirim süreli tanımaksızın iş sözleşmesini feshi, istifa olarak değerlendirilmelidir. İstifa iradesinin karşı tarafa ulaşmasıyla birlikte iş ilişkisi sona erer.
İşçinin istifa dilekçesindeki iradesinin fesada uğratılması da sıkça karşılaşılan bir durumdur. İşverenin tazminatların derhal ödeneceği sözünü vermek ve benzeri baskılarla işçiden yazılı istifa dilekçesi vermesini talep etmesi ve işçinin buna uyması halinde, gerçek bir istifa iradesinden söz edilemez. Bu halde feshin işverence gerçekleştirildiği kabul edilmelidir.İşverenin baskı uygulaması sonucu düzenlenen istifa dilekçesine değer verilemez. Dairemizce bu gibi hallerde feshin işverence gerçekleştirildiği, bununla birlikte işveren feshinin haklı olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir.
İş sözleşmesinin istifa ile sona ermesi halinde, işçi ihbar ve kıdem tazminatlarına hak kazanamaz. İstifa durumunda işçinin işverene ihbar tazminatı ödemesi yükümü ortaya çıkabileceğinden, istifa türündeki belgelerin titizlikle ele alınması gerekir. İmzaya itiraz ya da metin kısmına ilaveler yapıldığı itirazı mutlak olarak teknik yönden incelenmelidir.
Somut olayda, iş sözleşmesinin hangi tarafça feshedildiği hususunda davacı tanıklarının görgüye dayalı bilgileri bulunmamaktadır. Dinlenen bir kısım davalı tanıklarınca, davacı işçinin bir takım eylemlerinin işverence öğrenilmesi üzerine düzenlenen tutanaklar sonrasında davacının kendi isteğiyle işyerinden ayrıldığı bildirilmiştir. İş yeri kayıtları incelendiğinde, davacı hakkında, 22.06.2009 tarihli tespit tutanaklarıyla, işyerinde hırsızlık yaptığı tespit edilen şahıstan teslim alınan paranın işverene teslim edilmemesi, mağazada müşterilere verilmesi gerekli promosyon ürünlerin davacı tarafından alınması, davacının bir başka firmanın ürününü davalı firmanın ürünüymüş gibi gider pusulası hazırlanarak iade etmesi eylemlerinin tespit edildiği, 17.06.2009-07.07.2009 tarihleri arası için yıllık izin süresini kullanmakta olan davacının işyerine çağrılarak savunmasının alındığı, davacının bir kısım tevilli ikrar içeren savunmalarda bulunduğu anlaşılmaktadır. Dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesinden, davacının hakkında tutulan tutanaklar sonrası iş sözleşmesini haklı sebep olmadan istifa yoluyla feshettiği anlaşılmaktadır. Anılan sebeple, kıdem ve ihbar tazminatının reddedilmesi gerekirken yazılı şekilde dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçeyle kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
3- Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
Somut olayda, mahkemece, davalı işverenin ispat yükünü yerine getirmediği gerekçesiyle, davacı işçinin tüm çalışma süresi boyunca onsekiz gün izin kullandığı, bakiye yıllık izin hakkını kullanmadığı kabul edilerek, yıllık izin ücreti alacağı hüküm altına alınmıştır. Ne var ki, davalı vekili, yemin deliline de dayanmış olup, 24.02.2012 tarihli dilekçesinde davacıya yıllık izinlerini kullandığı hususunda yemin teklif etmiştir. Mahkemece, yemin teklifinin nazara alınmaması hatalıdır. Anılan sebeple, yemin teklifi gereğince, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 225 ve devamı maddeleri uyarınca işlem yapılması, neticeye göre yıllık izin ücreti alacağı hakkında karar verilmesi gereklidir.
4- Ücretin ödendiğinin ispat yükü işverene aittir. İşçinin imzasını taşıyan bir ödeme belgesi yeterli ise de, para borcu olan ücretin ödendiğinin tanıkla ispatı mümkün değildir. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
Somut olayda, davalı vekili yemin deliline dayanmış olup, 24.02.2012 tarihli dilekçesiyle işçiye ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin ödenip ödenmediği hususunda yemin teklif edilmiştir. Ödeme hususunda davalı vekilinin yemin teklifi gereğince, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 225 ve devamı maddeleri uyarınca işlem yapılması, neticeye göre anılan alacak hakkında karar verilmesi gerekirken, yemin teklifinin nazara alınmaması hatalıdır.
Yukarıda yazılı sebeplerden, eksik araştırma ve incelemeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 990,00 TL duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 25.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.