Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/16543 E. 2013/16235 K. 02.07.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/16543
KARAR NO : 2013/16235
KARAR TARİHİ : 02.07.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, iş sözleşmesinin işverence geçerli nedene dayanılmaksızın feshedildiğini ileri sürerek, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının iş yerinde … firmalarının siparişi olan bijon anahtarları ile benzer ürünlerin tornalama işlemini yapmakta olduğunu, ekonomik kriz sonrasında bu firmaların sipariş miktarlarını düşürmesi üzerine işyerinde istihdam fazlası oluştuğunu ileri sürmüş ve işletmenin gereklerinden kaynaklanan feshin geçerli nedenle dayandığını savunarak davanın reddini talep etmiştir .
Mahkemece, siparişlerin azalması gerekçesi ile davacının iş sözleşmesini fesheden davalı şirketin, işçiye yeni bir görev önermediği, ücretinin düşürülmesi veya ücretsiz izin uygulanması yönünde bir teklif sunmadığı ve davacıyı işten çıkarttığı tarihte diğer yandan işçi alımı yaparak tutarlık ilkesine de uygun davranmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar taraflar vekillerince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
İşletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan sebepler; sürüm ve satış imkanlarının azalması, talep ve sipariş azalması, enerji sıkıntısı, ülkede yaşanan ekonomik kriz, piyasada genel durgunluk, dış pazar kaybı, ham madde sıkıntısı gibi işin sürdürülmesini olanaksız hale getiren işyeri dışından kaynaklanan sebeplerle yeni çalışma yöntemlerinin uygulanması, işyerinin daraltılması, yeni teknolojinin uygulanması, işyerinin bazı bölümlerinin kapatılması ve bazı iş türlerinin kaldırılması gibi işyeri içi sebeplerdir.
İşletmenin, işyerinin ve işin gereklerinden kaynaklanan sebeplerle sözleşmeyi feshetmek isteyen işverenin fesihten önce fazla çalışmaları kaldırmak, işçinin rızası ile çalışma süresini kısaltmak ve bunun için mümkün olduğu ölçüde esnek çalışma şekillerini geliştirmek, işi zamana yaymak, işçileri başka işlerde çalıştırmak, işçiyi yeniden eğiterek sorunu aşmak gibi varsa fesihten kaçınma olanaklarını kullanması, kısaca feshe son çare olarak bakması gerekir.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Somut olayda, davalı işveren, işçinin çalıştırıldığı bölümde ağırlıklı olarak Tofaş, Honda ve Toyota firmalarına bijon anahtarı üretimi yapıldığını, bu firmalardan ikisi ile aralarındaki anlaşmaların sona ermesi ve siparişlerin azalması nedeni ile istihdam fazlası oluştuğunu ve davacının çalıştığı bölümde çalışan işçilerin tamamının iş sözleşmesinin feshedildiğini savunmaktadır .
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, fesih tarihi ve öncesindeki üç aylık süreç içerisinde altı işçinin işten çıkarıldığı, ancak beş işçinin işe alındığı ve fesihten sonraki süreçte de işverenin yeni işçi alımına devam ettiği, davalı şirketin 2010 ve 2011 yıllarını zarar ile kapatmasına rağmen brüt satışlarında artış olduğu ayrıca fesih dışında tasarruf tedbirleri alındığını gösterir herhangi bir yönetim kurulu kararı bulunmadığı ve davacıya başka bir görev teklif edilmediği belirlenmiş ise de yapılan inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir .
Davalı şirketin 2010 ve 2011 yıllarını zarar ile kapattığı anlaşılmaktadır . Her ne kadar şirketin brüt satışlarının arttığı belirlenmiş ise de davacının fiilen görev yaptığı bölümde sipariş azalması yaşanıp yaşanmadığı, bu sebepten kaynaklanan istihdam fazlası oluşup oluşmadığı ve bu bölümde çalışan işçi sayısında azalmaya gidilip gidilmediği belirlenmemiştir. Ayrıca iş akdinin fesihinden hemen önce ve sonra işe alınan işçilerin nitelikleri ve görevleri araştırılmamış ve davacı benzer bir görevle işe alınıp alınmadıkları, davacının işe yeni alınan işçilerin istihdam edildiği işte çalışma imkanının bulunup bulunmadığı gibi hususlar denetlenmemiştir. Davalının beyaz yakalı personelin ücretlerinin düşürülmesi gibi tasarruf tedbirlerinin uygulandığı yönündeki savunmasına ilişkinde bir değerlendirime yapılmamıştır.Yukarıda belirtilen hususlarda gerekirse mahallinde keşif icra edilerek ayrıntılı şekilde araştırma yapılmalı ve tüm deliler bir arada değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Eksik incelemeye dayalı karar verilmesi hatalı olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir .
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 02.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.