Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2010/1507 E. 2010/1910 K. 05.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1507
KARAR NO : 2010/1910
KARAR TARİHİ : 05.04.2010

Mahkemesi :Sulh Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, yanlar arasında yapılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı olarak açılmıştır.
Mahkemece, davanın kabulüne, dava konusu trafo binasının mimari projeye uygun hale getirilmesi için davalı Kooperatife 30 gün süre verilmesine; bu süre içerisinde trafo binasının sökülerek eski hale getirilmemesi durumunda davacılar tarafından başvurulduğunda Seferihisar İcra Müdürlüğü tarafından trafo binasının sökülerek, taşınmazın eski hale getirilmesine; mimari projede yer almakla birlikte taşınmaz üzerinde inşaa edilmeyen bekçi evinin projede belirtilen yerine yapılmasına karar verilmiş ve verilen karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Yanlar arasında 01.09.1995 tarihli ve “Düzenleme Şeklinde Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi” başlıklı adî yazılı sözleşme yapılmıştır. Davada, yanlar arasındaki sözleşme uyarınca, yüklenici Kooperatif tarafından yapılması gereken trafo binasının onaylı mimari projesine uygun şekilde yapılmamış olması ve ayrıca bekçi binasının da yapılmaması uyuşmazlık konusudur. Dava dosyası içindeki Seferihisar Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2001/209 Esas ve 2003/359 Karar sayılı dosyası kapsamında bulunan sözü edilen sözleşme, zorunlu şekil koşullarına uygun olarak yapılmamış ise de; tapu kayıtlarına göre, yüklenici Kooperatife pay kaydı intikalinin yapılmış olduğu anlaşıldığından sözleşmenin yanları bağlayıcı olduğu sonucuna varılmaktadır. Yanlar arasındaki sözleşme, Borçlar Kanunu’nun 355. maddesi hükmünde tanımlanan eser sözleşmesinin bir türü olan ve karşılıklı hak ve borçları içeren tam iki yanlı sözleşmelerden sayılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesidir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 75 ve 76. maddeleri hükümleriyle, 04.06.1958 ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, davada maddi olayları açıklama görevi davanın taraflarına; davanın nitelendirilmesi ve uygulanması gereken yasa hükümlerinin tespitiyle uygulanması görevi ise, hakime aittir. Somut olayda;
yüklenicinin, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yüklendiği edimini sözleşmeye aykırı olarak noksan ifa ettiği ileri sürülmektedir. Arsa sahipleri davacılar ile davalı yüklenici Kooperatif arasındaki niteliği açıklanan uyuşmazlığın Borçlar Kanunu’nun 355 ve izleyen maddeleri hükümlerinin uygulanmasıyla çözümlenmesi gerekir. Bu sebeple, uyuşmazlığın çözümünde 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun uygulanmasına olanak yoktur. Ayrıca Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 8/I. maddesi hükmü uyarınca da, dava tarihi itibariyle dava değerine göre uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkeme, Seferihisar Asliye Hukuk Mahkemesidir. Görev, kamu düzeni gereğince yargılamanın her aşamasında ve taraflarca görev itirazı ileri sürülmese dahi mahkemece doğrudan gözetilir. Dava değeri dava tarihindeki Sulh Hukuk Mahkemesi’nin görevini tanımlayan 5.910,00 TL’den fazladır. Açıklanan bu sebeplerle, dava dilekçesinin görev yönünden reddine, uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görevli olduğuna karar verilmesi gerekirken, mahkemece, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış ve kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek bulunmadığına, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 05.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.