Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/24235 E. 2013/15512 K. 25.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/24235
KARAR NO : 2013/15512
KARAR TARİHİ : 25.06.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Taraflar arasındaki, fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil ücret alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı sebeplerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 25.06.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat ……ile karşı taraf adına Avukat ….. geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi … Karakülah tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkili işçinin davalıya ait işyerinde fazla çalışma yapmasına, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmasında rağmen, anılan çalışmalarına karşılık alacaklarının ödenmediğini beyanla, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının dava konusu alacaklara hak kazanmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında, davacının fazla çalışma ücretine hak kazanıp kazanmadığı noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları yazılı delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin anılan çalışmalar karşılığı alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir.
Somut olayda, mahkemece davacı tanık beyanlarına itibarla, fazla çalışma alacağı hüküm altına alınmıştır. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre,davacının işyerinde kural olarak hafta içi 08:00-18:30 saatleri arasında, cumartesi günü ise 08:00-18:00 saatleri arasında çalıştığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının bu çalışma düzenine ilaveten haftada iki gün saat 22:00’ye kadar çalıştığı, ayrıca ayda iki pazar günü 08:00-18:30 saatleri arasında çalışma yaptığı kabul edilerek, fazla çalışma ücreti alacağı hesaplanmıştır. Ne var ki, kural olarak yapılan mesai dışındaki çalışma saatleri ve pazar günü çalışmaları netleştirilmemiştir. Ayrıca, dava dilekçesinde davacının 01.03.2008 tarihinden sonra, ayda iki gün saat 22:00’e kadar çalıştığı beyan edilmiş olmasına rağmen, taleple bağlılık ilkesine aykırı olacak şekilde belirtili tarihten sonrası için dahi haftalık iki gün saat 22:00’e kadar çalıştığı kabul edilerek hesap yapılması hatalı olmuştur. Davacı tanıklarının beyanları, saat 22:00’e kadar sürdüğü kabul edilen gece nöbeti olarak adlandırılan çalışmalarının yapıldığı dönem bakımından çelişkilidir. Bir kısım davacı tanığınca, davacının alt yapı-harfiyat bölümünde çalıştığı birbuçuk yıllık süreçte gece çalışmalarının yapıldığı beyan edilmiş, bir kısım davacı tanığında ise, işyerinde 2007 yılında altı ay kadar gece nöbeti sistemi uygulandığı bildirilmiştir. Ayrıca davacı tanığı Zeki Kurtoğlu alınan beyanında, gece çalışmasına karşılık hafta içi en az bir gün izin verildiğini ifade etmiştir. Mahkemece davacı tanık beyanları arasındaki çelişkiler giderilmemiştir.Anılan nedenle, öncelikle davacının ve davacı tanıklarının davalıya ait işyerinde çalıştığı bölümler ve bu bölümlerde çalışma tarihleri davalı işverenden sorulmalı, tanıklarının davacının çalışma düzenini bilmelerinin mümkün olup olmadığı denetlenmelidir. Ardından davacı tanık beyanlarına yeniden başvurularak çelişkiler giderilmeli, davacının kural olarak yapılan mesai dışındaki çalışma saatleri ve Pazar günü çalışmaları netleştirilmelidir.
Yapılan işin inşaat sektöründe olması sebebiyle, her mevsim aynı çalışma şartlarında çalışmanın hayatın olağan akışı içerisinde gerçekçi olup olmadığı hususlarında her iki taraf tanık beyanları yeniden değerlendirmeye tabi tutulmalıdır.
Diğer taraftan, davalı işverence dosyaya sunulan bazı aylara ilişkin imzasız ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti tahakkuk ettirildiği anlaşılmaktadır. Anılan tahakkuklu bordrolar imzasız oldukları gerekçesiyle nazara alınmamış ise de, ücretlerin banka aracılığıyla ödenip ödenmediğinin araştırılmaması hatalıdır. Anılan nedenle, işçi ücret ödemelerinin banka aracılığıyla yapılması halinde, banka hesap dökümleri istenerek, bordrolarda gösterilen tahakkukların ödenip ödenmediği yönünden inceleme yapılmalıdır.
Kabule göre de, fazla çalışma ücret alacağı hesabında, işçi payına düşen Sosyal Güvenlik Kurumu prim kesintileri nazara alınmaksızın alacağın net tutarının belirlenerek hüküm altına alınması hatalıdır.
3-Ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı hesabında, işçi payına düşen Sosyal Güvenlik Kurumu prim kesintileri nazara alınmaksızın alacağın net tutarının belirlenerek hüküm altına alınması da bir diğer hatalı yöndür.
Yukarıda yazılı sebeplerden eksik araştırma ve hatalı değerlendirmeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 990,00 TL duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 25.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi